İstanbul'un simgelerinden Taksim Meydanı, belirli tarihlerde bariyerlerle çevrilerek protestolara kapatılmakta. 19 Mart 2025'te Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasının ardından başlayan protestolar, meydanın erişilebilirliği konusunda tartışmalara yol açtı. Her gün kapalı olmayan meydan, protestoların yapıldığı günlerde ulaşımın durdurulması ve yolların kesilmesi ile kamusal alanın kısıtlandığı bir hale geliyor.
Geçmişteki Kısıtlamalar
Taksim'e yönelik yasakların geçmişi 1 Mayıs'a dayanıyor. 1977'deki "Kanlı 1 Mayıs" olarak bilinen olayın ardından meydan, uzun yıllar işçi mitinglerine kapalı kaldı. 2009'dan itibaren sınırlı katılımlarla başlayan kutlamalar, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında kitlesel bir şekilde devam etti. Ancak 2013'te yapılan düzenleme çalışmaları gerekçe gösterilerek kutlamalara izin verilmedi. Sonrasında sendikaların Taksim talepleri sürekli reddedildi ve meydana yürümek isteyen gruplara polis müdahale etti.
Anayasa Mahkemesi Kararları
Anayasa Mahkemesi, sendikaların 2014 ve 2015 yıllarında Taksim'de 1 Mayıs kutlaması yapmalarının engellenmesine ilişkin başvurularında, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme, idarenin yasak için gerçek bir tehlike ortaya koyamadığını belirtti. Buna rağmen, meydanın 1 Mayıs'a açılması talepleri karşılık bulmadı.
Sürekli Kısıtlamalar
Taksim'deki kısıtlamalar yalnızca 1 Mayıs ile sınırlı kalmadı. 2013'te Gezi Parkı direnişinin başlamasından bu yana meydan, siyasi protestoların ve toplumsal taleplerin adreslerinden biri haline geldi. Gezi eylemlerinin yıldönümlerinde, onur yürüyüşlerinde ve diğer protestolarda polis bariyerleri kuruldu. 19 Mart 2025'te İmamoğlu'nun gözaltına alınmasının ardından yeniden bariyerler yerleştirildi ve ulaşım hatlarında kısıtlamalar uygulandı. Bu durum, protestolar sırasında meydanın kapatıldığı bir tablo oluşturdu.
Taksim Meydanı'nın sürekli kapalı olduğu söylenemez; ancak yurttaşlar gündelik yaşamda meydanı kullanırken, toplantı ve gösteri hakkını kullanmak istediklerinde bariyerlerle karşılaşabiliyor. Bu durum, meydanın tarihi ve toplumsal işlevinin de kısıtlandığı eleştirilerini güçlendiriyor. Benzer uygulamalar, İstanbul Adliyesi'nin önündeki Çağlayan Meydanı'nda da yaşandı. 19 Mart 2025 sonrasında adliye çevresine yerleştirilen bariyerler, aylarca kaldırılmadı ve bu uygulama, Avukat Hakları Grubu tarafından sona erdirilmesi için İstanbul Valiliği'ne başvuruldu.




