Avrupa Komisyonu, 4 Kasım'da yayımladığı 2026 Türkiye Raporu'nda, Türkiye'deki demokratik standartların, hukukun üstünlüğünün ve temel hakların durumunun kötüleştiğini vurguladı. Rapor, 120 sayfa uzunluğunda olup, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği hedefi ile siyasi kriterlerde yaşanan gerileme arasındaki farkın daha da açıldığını belirtiyor.
Yargı Bağımsızlığı ve Siyasi Süreçler
Raporda, seçilmiş siyasetçilere yönelik yargı süreçleri, muhalefet belediyelerine kayyım atanması, gazetecilere yönelik soruşturmalar ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmaması gibi konular öne çıkıyor. Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinin 2018'den bu yana durma noktasında olduğu hatırlatılıyor. Yürütmenin yargı üzerindeki etkisinin devam ettiğine dikkat çekilirken, muhalefet siyasetçileri ve seçilmiş yöneticilere yönelik soruşturmalar ile iktidar koalisyonundaki isimlere yönelik yargısal işlemler arasında farklılıklar olduğu ifade ediliyor.
İnsan Hakları ve Basın Özgürlüğü
Rapor, Türkiye'deki genel insan hakları durumunun kötüleştiğini belirtirken, kadın haklarının korunması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için yasal ve kurumsal önlemlerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, gazetecilerin terörle mücadele, dezenformasyon ve kamu görevlilerine hakaret gibi suçlamalarla soruşturma ve kovuşturmalara maruz kaldığı kaydediliyor. Eylül 2025 ile Eylül 2026 döneminde 74 gazeteci ve medya çalışanının gözaltına alındığı belirtiliyor.
Ekonomik Gelişmeler
Ekonomi alanında ise Türkiye'nin işleyen bir piyasa ekonomisi oluşturma konusunda belli ilerlemeler kaydettiği, ancak yüksek enflasyon ve işgücü piyasasındaki yapısal sorunların devam ettiği ifade ediliyor. Genç işsizliği ve kadınların işgücüne katılımının düşüklüğü gibi sorunlar raporda yer alıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın güvenilirliğini yeniden tesis etme yönünde ilerleme kaydedildiği, ancak kurumsal bağımsızlığının yeterince güvence altına alınmadığı belirtiliyor.
Türkiye'nin Tepkisi
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, rapora yönelik yaptığı açıklamada, Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'ye yönelik yaklaşımını önyargılı ve adil olmayan bir tutum olarak değerlendirdi. Bakanlık, özellikle siyasi kriterler, yargı ve temel haklar alanındaki değerlendirmelerin kabul edilmediğini belirtti. Türkiye, 1999 yılında AB'ye aday ülke statüsü kazanmış olup, üyelik müzakereleri 2005 yılında başlamıştır. Ancak çeşitli anlaşmazlıklar nedeniyle müzakereler 2018'den bu yana fiilen durmuş durumdadır.




