Yönetmen Oğuzhan Kadıoğlu, Yeşilçam sinemasındaki dindar karakterlerin temsiline dikkat çekerek, bu temsillerin toplumsal gerçekliği yansıtmadığını belirtti. Kadıoğlu, Cumhuriyet döneminin eğitim idealinin geçmişi cehaletle, sonrasını ise aydınlanmayla özdeşleştiren anlatıların, toplumsal algılar üzerinde etkili olduğunu ifade etti.
Cehalet ve İnançlar
Kadıoğlu, cehalet ve batıl inançların yalnızca dini çevrelerle ilişkilendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Günümüzde bazı kişilerin, kendilerini çağdaş ve seküler olarak tanımlamalarına rağmen bilimsel temeli olmayan inanışların peşinden gidebildiklerini dile getirdi. Bu bağlamda, kuantum kavramının hastalıkları yenmek veya ataların günahlarını temizlemek gibi iddialarda kullanılmasını eleştirdi.
Yanlış Temsillerin Etkisi
Yeşilçam filmlerinde İslam adına yapılan kötülüklerin ve yobazlığın tek taraflı bir anlatımla işlendiğini belirten Kadıoğlu, bu temsillerin toplumun dini değerlere yönelik algısını olumsuz yönde etkilediğini ifade etti. Bu tür anlatımların, dinin gerçek yüzünü yansıtmadığını söyleyen Kadıoğlu, izleyicilerde yanlış bir algı oluşturduğunu savundu.
Algı Yönetimi Üzerine
Kadıoğlu, bu anlatıların arkasındaki dinamiklerin masum olmadığını düşündüğünü belirterek, toplumda yerleşik olan algıların nasıl şekillendiğine dair önemli bir noktaya dikkat çekti. Sinemanın gücünün, toplumsal algıları etkileme potansiyelinin yüksek olduğunu vurgulayan Kadıoğlu, bu durumun sinemacıların sorumluluğunu artırdığını ifade etti.




