Avrupa Parlamentosu, 22 Ekim 2026 tarihinde Karadeniz'de olası bir AB deniz operasyonu düzenlenmesine ilişkin bir karar aldı. Bu karar, bölgedeki güvenlik durumunu ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın etkilerini göz önünde bulundurarak alındı. Karar, ticari gemilere yönelik saldırılar ve deniz ulaştırmasının güvenliği gibi konuları ele alırken, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin hukuki düzenlemeleri açısından da önemli bir tartışma başlattı.
AB'nin Güvenlik Stratejileri
Karadeniz'deki güvenlik sorunları, Avrupa Birliği'nin gündeminde giderek daha fazla yer buluyor. AP'nin aldığı karar, AB'nin deniz güvenliği ve gözetleme faaliyetlerini genişletme ihtimalini gündeme getiriyor. Henüz kesin bir askeri operasyon kararı alınmamış olsa da, bu girişimlerin Montrö Sözleşmesi'nin öngördüğü çerçeveleri nasıl etkileyeceği merak konusu.
AP, Karadeniz'deki güvenlik durumunu ele alırken, Rusya'yı bu kötüleşmeden sorumlu tutarak, seyrüsefer serbestisinin korunmasını öncelik olarak belirledi. Kararın en dikkat çeken yanı, AB ve üye devletlerin Karadeniz'de bir deniz operasyonu düzenleme seçeneğini değerlendirmeye çağrılması oldu. Operasyonun kapsamı ve katılımcı ülkelerin belirlenmesi ise henüz netlik kazanmadı.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin Rolü
Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Karadeniz'deki güvenlik mimarisinin temelini oluşturuyor. Bu sözleşme, Türk boğazlarından geçiş rejimini düzenleyerek kıyıdaş ve kıyıdaş olmayan devletlerin savaş gemilerine farklı hükümler uygulamaktadır. Türkiye, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlangıcından bu yana Montrö hükümlerini titizlikle uygulayarak, Karadeniz'deki askeri hareketliliği sınırlandırmaya çalıştı.
Bu bağlamda, AB'nin Karadeniz'deki askeri rolünü genişletme ihtimali, Türkiye'nin bölgesel güvenlik politikası açısından önemli bir konu olarak öne çıkıyor. Türkiye, hem NATO üyeliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirirken hem de Karadeniz'in daha geniş bir askeri çatışma alanına dönüşmesini önlemeye yönelik diplomatik bir tutum sergiliyor.
Bölgesel İşbirlikleri ve Gelecek
Karadeniz'deki güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması, kıyıdaş ülkelerin işbirliği mekanizmalarıyla mümkün gözüküyor. Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasında oluşturulan Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu, deniz mayınlarının tehditlerini azaltmayı ve ticari deniz ulaştırmasını güvence altına almayı amaçlıyor.
AB'nin Karadeniz'e yönelik girişimlerinin bölgesel mekanizmalarla nasıl bir ilişki kuracağı ise henüz belirsiz. Deniz güvenliği, erken uyarı ve arama-kurtarma gibi alanlarda işbirliği geliştirilmesi mümkün görünse de, ayrı bir askeri komuta yapısının oluşturulması, bölgedeki askeri yoğunluğu artırabilir. Bu durum, Karadeniz'deki güvenlik sorunlarının NATO-Rusya rekabeti çerçevesinde daha fazla ele alınmasına neden olabilir.
Sonuç olarak, AB'nin Karadeniz'deki olası askeri operasyonu, Türkiye'nin mevcut güvenlik politikasının önemini artırıyor. Bu süreçte Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin hükümlerinin korunması ve bölge dışı askeri varlıkların kalıcı hale gelmesinin önlenmesi, Türkiye'nin öncelikleri arasında yer alıyor.




