Son dakika gelişmeleri Instagram'da: @istanbuldansondakikacom Takip et
Sağlık

İğneada Longoz Ormanları kuraklık ve su stresi tehdidi altında

İğneada Longoz Ormanları'ndaki ekosistem değişiklikleri, kuraklık ve insan etkisi nedeniyle tehdit altında. Bilim insanları, acil önlemler alınması gerektiğini belirtiyor.

İğneada Longoz Ormanları kuraklık ve su stresi tehdidi altında
Görsel: Bianet TR

İğneada Longoz Ormanları, Bartın ve İstanbul Üniversiteleri'nden bilim insanlarının araştırmasına göre, kuraklık ve su stresi tehdidi altında. 1984 ile 2014 yılları arasında yapılan incelemelerde, Erikli longozunun %16 oranında daraldığı ve Sakagöl'deki sulak alanların yok olduğu tespit edildi. Bu bulgular, bölgedeki ekosistem değişimlerinde insan baskısı ve iklim krizinin etkisini gözler önüne seriyor.

Ekosistem Değeri

İğneada Longoz Ormanları, subasar ormanları, göller, sazlıklar ve kumullarla birlikte yer alan nadir bir ekosistemdir. Bu alan, endemik ve tıbbi bitki türlerine ev sahipliği yaparak Türkiye'nin önemli bitki alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Avrupa'nın en geniş longoz ormanı olma özelliği taşıyan bu bölge, iklim değişikliği ile mücadelede kritik bir rol üstleniyor. Bitki örtüsü, karbondioksiti toprak ve bitkilerde depolayarak, iklim kriziyle mücadelede önemli bir karbon yutak alanı oluşturuyor.

Kuraklık ve Su Stresi Etkileri

Yapılan çalışma, kuraklık ve su stresinin, İğneada Longoz Ormanları'nın karbon depolama kapasitesini azaltabileceği uyarısında bulunuyor. Kıyı ormanları, yüksek biyoçeşitliliğe sahip özel alanlar olarak, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynuyor. Bu nedenle, İğneada Longoz Ormanları'nın korunması için tavizsiz önlemler alınması gerektiği vurgulanıyor.

Koruma Önlemleri Gerekiyor

Araştırmayı yürüten bilim insanları, bölgedeki endemik türlerin ve biyoçeşitliliğin korunması için acil koruma ve uyum önlemleri alınması çağrısında bulunuyor. Istrancalardan su taşıyan derelere müdahale edilmemesi gerektiği belirtiliyor. Ayrıca, mevcut barajlardan, longozun kurumasını önleyecek şekilde ekolojik can suyu salınımı yapılması gerektiği vurgulanıyor.

Çalışma, 1984 ve 2014 yılları arasında hazırlanan işletme planlarının karşılaştırılmasıyla da dikkat çekiyor. Araştırmacılar, ormanlık alanların hemen hemen aynı kaldığını ancak ekosistem sağlığı açısından uyarılar içeren bir durumun ortaya çıktığını belirtiyor. Ayrıca, kuraklık periyotlarının artması ve insan kaynaklı baskıların bölgedeki ağaç türlerinin gerilemesine yol açtığı ifade ediliyor.

Bilim insanları, doğa koruma ve milli parklar alanında yapılan saha incelemeleri ve izleme altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Ekoturizm ile bölge halkının ve ziyaretçilerin ormanın korunması konusunda daha bilinçli hale geldiği ifade ediliyor. Sonuç olarak, yüksek emisyon senaryolarında bölgenin yarı kurak bir iklim kuşağına dönüşebileceği ve bu durumun karbon yutak kapasitesini tehdit ettiği belirtiliyor.

KaynakBu haber Bianet TR tarafından yayımlanan haberden derlenerek yeniden yazılmıştır.
Kaynağı gör

Sağlık kategorisinden diğer haberler

Tümü