Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, partisinin il başkanları toplantısı öncesinde Milli Gençlik Derneği'nde basın toplantısı düzenleyerek gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Erbakan, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen Mekke Antlaşması'na karşı çıkarken, bu anlaşmanın Türkiye'yi İran ve Yemen ile karşı karşıya getirebilecek riskler taşıdığını savundu.
Mekke Antlaşması'nın Riskleri
Erbakan, Türkiye'nin İslam dünyasındaki çatışmalarda taraf olmaktansa arabulucu bir rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Mekke Antlaşması'nın en çok sevinen tarafının Donald Trump olduğunu belirten Erbakan, bu durumun düşündürücü olduğunu ifade etti. Ayrıca, Mısır'ın Mekke İttifakı'na katılımının gündeme geldiğini ancak ABD'nin bu duruma engel olduğunu da sözlerine ekledi.
Fon Krizi ve Mağdurlar
Fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erbakan, Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul yetkililerinin sürece müdahale etmediğini belirtti. Bu durumun 455 bin vatandaşı doğrudan mağdur ettiğini ve yaklaşık 1 trilyon liralık fon kaybına yol açtığını ifade etti. Ayrıca, borsa değer kaybının son altı ayda 180 milyar dolara ulaştığını söyledi.
Erbakan, hisse senetlerindeki düşüş öncesinde içeriden bilgi alarak kazanç elde eden 214 kişi ve tüzel kişiliğin listesinin açıklanmasını talep etti. Bu kişilerin iktidara yakın isimler olduğunu ve bu durumun kamuoyuna duyurulması gerektiğini belirtti.
Ekonomik Durum ve Emekli Maaşları
Erbakan, TÜİK ve ENAG'ın ekim ayı enflasyon verilerine de değinerek, enflasyon oranlarının düşmesine rağmen ekonomik sıkıntıların devam ettiğini söyledi. Kasım ayı yasal kira artış oranının yüzde 31 olduğunu hatırlatan Erbakan, asgari ücretin ve emekli maaşlarının yetersiz kaldığını vurguladı. Emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkarılması gerektiğini belirtti.
Erbakan, 2027 yılı bütçe görüşmelerine de değinerek, bu bütçenin rantiyecilerin bütçesi olduğunu savundu. Bankacılık sektörünün kârları ile reel sektörün yaşadığı sorunlar arasındaki uçuruma dikkat çekti. Ayrıca, Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ilişkin eleştirilerde bulunarak, Türkiye'nin iklim anlaşmalarına yükümlülüklerinin adaletsiz olduğunu ifade etti.




