Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerin ticaret sisteminde önemli bir rol oynaması gerektiğini belirtti. Küresel ekonomideki dönüşüm, DTÖ kurallarına ilişkin reform görüşmelerinin hız kazanmasına yol açtı. Üye ülkelerin, kurallara dayalı ticaret sisteminin etkinliğini artırmak için işbirliği yapması gerektiği ifade ediliyor.
Reform Süreci ve Zorluklar
DTÖ'nün 166 üyesi, küresel ekonomideki değişimlere yanıt verebilmek için 2022 yılında kurumun işlevlerinin gözden geçirilmesi konusunda mutabık kaldı. Reform sürecinin merkezinde, karar alma mekanizmasının etkinliği ve sübvansiyonlar gibi konular yer alıyor. DTÖ yetkilileri, çok taraflı ticaret kurallarının modernizasyonu konusunda yol göstermekten kaçınıyor ve bu kararların üye ülkelere ait olduğunu belirtiyor.
Küresel Ekonomide Fırsat Kaybı
DTÖ'nün Kamu Forumu'nda yayımlanan rapora göre, çok taraflı işbirliğinin zayıflaması durumunda küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'da (GSYH) yüzde 10'a varan fırsat kaybı yaşanabileceği öngörülüyor. DTÖ Başekonomisti Robert Staiger, küresel ticaretin büyük bir dönüşüm sürecinde olduğunu ve bu durumun kuralların başarısına bağlı olduğunu ifade etti. Düşük ve orta gelirli ülkelerin ticaretteki payının artması, bu ülkelerin pazarlık kapasitelerini güçlendirmesi açısından bir fırsat sundu.
Türkiye'nin Rolü
Staiger, Türkiye ve diğer gelişmekte olan ülkelerin kurallara dayalı ticaret sisteminde giderek daha önemli bir rol oynayabileceğini vurguladı. Eğer kurallara dayalı sistem zayıflarsa, küçük ve orta büyüklükteki ülkelerin kayıplarının artacağına dikkat çekti. Türkiye’nin, kurallara dayalı sistemi sürdürme konusunda potansiyel olarak önemli bir rolü bulunduğu ifade edildi.
Ticaret Dinamikleri ve Zorluklar
DTÖ Tahmin Birimi Başkanı Coleman Nee, küresel ticaretin dirençli kaldığını belirtti. Ancak Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıkların Orta Doğu'da olumsuz etkiler yarattığını ve petrol fiyatlarının yükselmesine neden olduğunu kaydetti. Ticaretteki aksaklıklar, özellikle gelişmekte olan ekonomiler için zorluklar oluşturuyor. Ülkelerin alternatif tedarikçiler bulma çabaları, ekonomik büyüme üzerinde baskı yaratabilir.




