Anayasa, bireylerin hak ve özgürlüklerini devlet iktidarına karşı korumayı amaçlar. Bu nedenle, yasama, yürütme ve yargı organları arasında bir denge oluşturulmuştur. Yargı, bağımsız ve tarafsız bir şekilde görev yapmalı ve kendi içinde de belirli bir görev bölümü gerçekleştirmelidir. Adli yargı, kişiler arasındaki uyuşmazlıkları çözerken, idari yargı ise kişilerle idare arasındaki anlaşmazlıkları ele alır. Anayasa Mahkemesi, yasaların anayasaya uygunluğunu denetlerken, seçimlerin hukuka uygun şekilde gerçekleştirilmesi ve denetlenmesi Yüksek Seçim Kurulu'na aittir.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 8 Ekim 2023'te İstanbul il kongresini düzenlemiş, ardından 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde 38. olağan kurultayını gerçekleştirmiştir. Bu süreçte, bazı delegelere menfaat sağlandığı iddialarıyla kongrenin iptali için dava açılmıştır. Benzer iddialar, 38. olağan kurultay için de yargıya taşınmıştır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, bu davalar sonucunda 38. olağan kurultay kararlarının iptaline ve Kemal Kılıçdaroğlu ile ekibinin göreve dönmesine karar vermiştir.
Bu durumda, siyasi parti seçimlerine ilişkin uyuşmazlıklarda adli yargının yetki sınırlarının ne olduğu önemli bir hukuki sorun haline gelmiştir. Mahkeme, Türk Medeni Kanunu’nun 83. maddesindeki dernek genel kurulu kararlarına dair hükümleri esas alarak karar vermiştir. Ancak siyasi partilerin sıradan dernekler olmadığı, Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesi ile de belirlenmiştir. Bu madde, Medeni Kanun ve Dernekler Kanunu hükümlerinin yalnızca Siyasi Partiler Kanunu’nda hüküm bulunmayan durumlarda uygulanabileceğini ifade etmektedir.
Seçimlerin, seçim kurulları ve seçim hâkimleri tarafından denetim altında gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Seçimlerde hukuka aykırılık veya usulsüzlük iddiaları, seçim hukukunun mekanizmaları içinde incelenmelidir. İddia edilen usulsüzlüklerin seçim sonucunu değiştirecek derecede önemli olması durumunda, seçim hâkimine iptal ve yenileme yetkisi tanınmıştır. Özel bir konuda yıllar sonra genel hükümlerin uygulanması hukuken geçerli değildir. Anayasa, seçimlere ilişkin uyuşmazlıkların hangi organlar tarafından çözüleceğini belirlemiştir. Bir yargı organının, kendisine anayasa ve kanun tarafından verilmemiş bir yetkiyi kullanması, kuvvetler ayrılığı ilkesine ve hukuk devleti anlayışına müdahale anlamına gelir.
Yargı organlarının anayasayı ihlal etmesi mümkündür. Anayasa, yasama ve yürütme organlarını olduğu kadar yargı organlarını da bağlar. Hiçbir hâkim veya mahkeme, anayasadan almayan bir yetkiyi kullanamaz. Yargı bağımsızlığı, hâkime anayasadan sapma yetkisi vermez; aksine, anayasayı koruma görevini yükler. Anayasal düzenin temel ilkelerinin kasıtlı olarak etkisiz hale getirilmesi, hukukun ihlali anlamına gelmektedir. Bu durum, yalnızca yargı organlarının değil, hâkimlerin ve cumhuriyet savcılarının da görevidir. Anayasa ihlali, bu görevlerini yerine getirmeyenler için de geçerlidir.




