ABD-İsrail-İran savaşı, 28 Şubat 2026'da başladığında ülkelerin elinde önemli miktarda petrol stoku bulunuyordu. Bu güçlü stoklar ve Çin'in yüksek ithalatı, arz yollarındaki ilk kesintilerin küresel piyasalara olan etkisini sınırlı tutmuştu. Ancak çatışmaların yeniden alevlenmesiyle birlikte bu stoklar hızla gerilemeye başladı.
Hürmüz Boğazı'ndaki Daralma
Hürmüz Boğazı'ndaki tanker trafiği, savaşın etkisiyle daralmaya devam ediyor. Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı Petrol Boru Hattı, saldırılar nedeniyle kapatıldı. Bu durum, bölgedeki enerji arzını daha da zorlaştırıyor. Yemen'deki Husilerin balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla dünyanın en büyük petrol şirketlerinden biri olan Saudi Aramco'nun üretim tesislerini hedef alması, durumu daha da karmaşık hale getiriyor.
Küresel Enerji Fiyatları Yükseliyor
Enerji zincirindeki kırılmaların art arda yaşanması, Brent petrol fiyatlarının 108 doların üzerine çıkmasına neden oldu. Bu durum, savaşın ikinci perdesinde ülkelerin çok daha ağır bir enerji faturasıyla karşılaşabileceği riskini artırıyor. Enerji krizinin etkileri, yalnızca bölgedeki ülkeleri değil, dünya genelindeki piyasaları da olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor.
Sonuç ve Gelecek Beklentileri
Uzmanlar, enerji arzındaki bu sıkıntıların sürebileceğini ve bunun da küresel ekonomideki belirsizlikleri artıracağını belirtiyor. Enerji fiyatlarındaki artış, tüketicilere ve sanayiye yansıyacak ve uzun vadede ekonomik istikrarı tehdit edebilir. Savaşın seyrine bağlı olarak, enerji krizinin daha da derinleşmesi bekleniyor.




