İbrahim Topaca, yıllardır arıcılıkla uğraşarak Toros Dağları'nın yüksek kesimlerinde kovanlardan ayrılan arıların izini sürüyor. Bu arılar, doğal yaşam alanları oluşturmak için ağaç kovuklarına ve kayalıkların deliklerine yuva yapıyor. Arıların bulunması, büyük emek ve sabır gerektiriyor.
Topaca, özellikle su kenarlarında arıları takip ederek yuvalarının bulunduğu alanları tespit ediyor. Dere yataklarında su içmeye gelen arıları izleyen Topaca, yöneldikleri bölgeleri belirledikten sonra ağaç kovukları ve kayalıkları kontrol ediyor. Bulduğu yuvaların yerini işaretleyen Topaca, arıcıların kovanlarını indirmesinin ardından eylül veya ekim aylarında tekrar bölgeye gidiyor.
Topaca, doğal arı yuvalarından bal alırken arılara zarar vermediğini ifade ediyor. Bal hasadının ardından arıları tekrar kovanlarına taşıdığını belirten Topaca, "Toros Dağları’nda oğullayan kovanlardan kaçan arıların ağaç kovuklarına ve kayaların deliklerine yuva yaptığını görüyoruz. Bu arıları günlerce takip ederek buluyoruz. Yerini işaretliyoruz," diyor.
Bulduğu arı yuvalarından elde edilen bal miktarı ise her yuvada farklılık gösteriyor. Topaca, bazı yuvalardan 3 kilogram, bazılarından ise 10-15 kilogram bal alabildiğini belirtiyor. Gidengelmez Dağları'nda yaklaşık 2,5 ay önce kovanlardan ayrılan arıların izini sürdüklerini ve ladin ağacının kovuğunda bulunan arı yuvasından bal aldıklarını aktarıyor.
Topaca, "Gidengelmez Dağları’nın yüksek kesimlerinde arıların çok sayıda çiçek türünden nektar ve polen topladığını görüyoruz. Arılar, doğal ortamda kendi peteklerini oluşturuyor. Bu dağlar, yaban keçileri ve kuşların cıvıl cıvıl olduğu muhteşem bir yer," diye konuşuyor. Elde ettikleri balı paketleyerek satıyorlar ve özellikle sağlık sorunları olan kişiler tarafından talep ediliyor. Topaca, balın tamamen doğal olduğunu savunarak, "Bu bal her hastalığa şifadır," ifadelerini kullanıyor.




