COP31 Eylem Gündemi'nin önemli başlıklarından biri olan "Rio Sinerjisi", iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı ve çölleşme sorunlarının bir arada ele alınmasını hedefliyor. Bu yaklaşım, Birleşmiş Milletler tarafından 1992 yılında Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen Dünya Zirvesi'nde ortaya çıkan Rio Sözleşmeleri çerçevesinde şekillenmiştir.
Rio Sözleşmeleri, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC), Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (CBD) ve Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) gibi önemli anlaşmaları kapsamaktadır. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, bu üç sözleşmenin ortak sorunları ve coğrafyaları paylaştığını belirterek, çalışmaların uyumlu bir şekilde yürütülmesinin önemini vurguladı.
Rio Sinerjisi ve Yönetim İhtiyacı
Türkeş, ayrı yönetim yapılarının ve finansman sistemlerinin zamanla birbirinden kopuk çalışmasının Rio Sinerjisi yaklaşımına duyulan ihtiyacı artırdığını ifade etti. Bu bağlamda, 2001 yılında kurulan Ortak Bağlantı Grubu'nun (JLG) önemli bir adım olduğunu belirtti. Ayrıca, COP8’de alınan kararların, sözleşmeler arası işbirliğinin gerekliliğini onayladığını aktardı.
Ortak Çalışmalar ve Gelecek Hedefleri
Rio Sinerjisi çerçevesinde, politika uyumu, ortak çalışmalar ve veri paylaşımının önemine dikkat çeken Türkeş, COP30’da 2026 yılı için ortak çalışma planı hazırlanmasına yönelik bir bildiri yayımlandığını hatırlattı. 2026 yılı, üç Rio Sözleşmesi'nin taraflar konferanslarının art arda düzenleneceği bir yıl olacak. Bu konferansların sırasıyla Moğolistan, Ermenistan ve Türkiye'de gerçekleştirileceği belirtildi.
COP31 ve Türkiye'nin Rolü
COP31 Başkanlığı, Rio Sinerjisini öncelikli temalar arasında saymakta ve Türkiye'nin liderliğinde önerilen Rio Sinerjileri Eylem Grubu'nun resmi tanıtımının Antalya'da yapılması hedeflenmektedir. Türkeş, bu grubun mevcut ulusal öncelikleri ortaklık, uzmanlık ve finansmanla birleştireceğini ifade etti. COP31 sonrasında, Eylem Grubu'na katılan ülkelerin sayısı ve üstlendikleri yükümlülükler üzerinden ilerlemenin izlenebileceği de vurgulandı.




