Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) araştırmacısı Büşra Zeynep Özdemir, dizel arzındaki küresel daralmanın enerji güvenliği ve iklim politikaları üzerindeki etkilerini kaleme aldı. Özdemir, dizel krizinin COP31 öncesinde iklim hedeflerini nasıl etkilediğini ele alıyor.
Küresel Dizel Krizi
Dizel, küresel ekonominin önemli bir parçası olarak kabul ediliyor ve 2026 sonbaharında enerji krizinin merkezinde yer alıyor. ABD'de motorin fiyatları eylül sonu itibarıyla ortalama 6,5 dolara yükselerek tarihi bir zirveye ulaştı. Bir yıl önce bu fiyat yaklaşık 3,7 dolardı. Dizelin pek çok istasyonda tükenmesi, bazı eyaletlerde olağanüstü hal ilan edilmesine neden oldu. Fransa'da da 21 Eylül tarihinde birçok akaryakıt istasyonu hizmet veremedi.
Bu durum, yalnızca tek bir olayın sonucu değil, üst üste binen iki arz sıkıntısının sonucudur. 2022'de başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı, dizel arzında ciddi bir daralma yaratırken, 2026'da ABD/İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve Hürmüz Boğazı'nın kapanması durumu daha da kötüleştirdi. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), bu durumu petrol piyasası tarihindeki en büyük arz sorunlarından biri olarak tanımladı.
İklim Hedefleri ve Arz Güvenliği
Türkiye'nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya'da düzenlenecek olan COP31 öncesinde, arz güvenliğinin iklim hedeflerini geri plana itip itmediği tartışılıyor. Kısa vadede yanıt "evet" olsa da, bu krizin iklim gündemini rafa kaldırmaktan çok onu yeniden tanımladığı görülüyor.
Ukrayna'nın insansız hava araçları, Rus rafinerilerine sık sık saldırarak Rusya'nın dizel üretimini yüzde 30 oranında azaltmış durumda. Kremlin, Temmuz ayında tarihinde ilk kez ihracat yasağı getirdi. Bunun yanı sıra, Orta Doğu ve Rusya'nın dizel ihracatı da önemli ölçüde azalmış durumda. Küresel petrol stokları, savaşın başlangıcından bu yana 507 milyon varil azalmış durumda.
Avrupa'nın Durumu
Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik, küresel petrol ticaretini olumsuz etkiliyor. 8 Nisan'da sağlanan ateşkese rağmen, tanker trafiği normale dönmedi. Temmuz ayında ateşkesin bozulması, Orta Doğu çıkışlı tankerlerin yeniden saldırıya uğramasına neden oldu. Suudi Arabistan'dan gelen son darbe ise Avrupa'nın enerji güvenliğini tehdit ediyor. Hürmüz'ü devre dışı bırakan Doğu-Batı Boru Hattı, Eylül ayında hedef alınan İHA saldırıları sonrası kapatıldı. Bu durum, bazı Avrupa rafinerilerinin kargolarının iptal edilmesine yol açtı.
Çözüm Önerileri ve Gelecek
Hükümetlerin krize yanıt olarak çevre standartlarını gevşetme planları gündeme geldi. ABD'de bazı eyaletler, tarım makineleri için vergisiz motorin kullanımına izin verdi. Avrupa'da ise Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, yakıt kalite kurallarının esnetilmesini talep etti. Biyoyakıtların artırılması da gündemde.
Kısa vadede durum pek iç açıcı görünmüyor. IEA'ya göre kömür arzına yatırım bu yıl 180 milyar dolara ulaşarak zirve yapmış durumda. Ancak temiz enerji yatırımlarının artması, uzun vadeli bir umut vadediyor. 2026'da küresel enerji yatırımlarının büyük bir kısmının temiz enerjiye yönelmesi bekleniyor. Türkiye, hem enerji ithalatçısı hem de COP31 ev sahibi olarak bu süreçte önemli bir rol oynamaktadır. Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla ithalatın azaltılması hedefleniyor.
COP31, iklim ve enerji güvenliğini bir arada ele alarak önemli bir fırsat sunuyor. Antalya'daki toplantının başarısı, bu iki gündemi aynı masada buluşturabilmesine bağlı olacak.




