İstanbul'da, 2008-2013 yılları arasında gerçekleştirilen bir fişleme skandalı, yeniden gündeme geldi. 17-25 Aralık 2013 operasyonlarının ardından, emniyet müfettişleri İstanbul Emniyeti'nde kaydı olmayan bir bilgisayar sistemi tespit etti. Bu sistemde, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde yürütülen toplam 355 ayrı soruşturma ile dinlenen 14 bin 839 kişi ve 21 bin 85 iletişim kaydı bulundu.
Fişleme Notları ve İçerikleri
Yasalara göre, bu kayıtların silinmesi gerekiyordu ancak sistemde 15 bine yakın insana dair 7 bin 841 ayrı fişleme notu da bulundu. Müfettişlerin raporuna göre bu notlarda, kişilerin Alevi, Kürt, Zaza, Yahudi ya da eşcinsel olmaları gibi çeşitli nedenlerle fişlendiği belirtiliyor. Ayrıca, cinsel yönelimleri ve ilişkileri de fişleme gerekçeleri arasında yer aldı.
Mahkeme Süreci ve Cevaplar
2014 yılında tespit edilen bu skandal ile ilgili olarak, İstanbul 65. Asliye Ceza Mahkemesi, 12 Haziran'da İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bir talimat gönderdi. Mahkeme, hukuka aykırı olarak tutulduğu iddia edilen notların kimler tarafından ve hangi tarihlerde kaydedildiğini sordu. Ancak, terörle mücadele şubesinden gelen yanıtta, bu bilgilerin tespit edilemediği belirtildi.
Geçmişle Hesaplaşma İhtiyacı
Bu durum, geçmişle hesaplaşma yerine, bir cezasızlık zırhının işletildiği izlenimini doğuruyor. 15 bin insanın fişlendiği bir sistemin, bu fişlemeleri gerçekleştiren polisleri bulamaması, kamuoyunda ciddi sorgulamalara yol açıyor. Fişleme skandalı, sadece bir dönem değil, aynı zamanda adalet ve insan hakları açısından da önemli bir sorunu gündeme getiriyor. Bu tür olayların üstü örtülmeden, gereken yargılamaların yapılması gerektiği ifade ediliyor.




