İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Çıkar Amaçlı Suç Örgütü davasının 23. duruşmasında, itirafçı olan Süleyman Atik'in ifadeleri dikkat çekti. Atik, belediye bürokrasisindeki rüşvet süreçlerini ve usulsüzlükleri mahkemeye aktardı. İtirafçı, alınan yüksek tutarlı rüşvetlerin yanı sıra, yetkisiz kişilerin imar süreçlerini nasıl yönettiğini de detaylarıyla açıkladı.
İmar Süreçlerindeki Paralel Yapı
Süleyman Atik, Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nde resmi bir görevleri olmayan Fatih Keleş ve Yakup Öner'in, bürokrasiye talimat verdiklerini belirtti. 2019 yerel seçimlerinden sonra İBB bünyesinde kurulan paralel yönetim ağını deşifre eden Atik, teknik konular için Yakup Öner'e gittiğini, onun onayıyla Fatih Keleş ile iletişime geçtiğini ifade etti. Keleş'in süreçleri başlatmak için kendisine nakit ya da sosyal destek adı altında bir rakam ilettiğini aktardı.
Rüşvetin Miktarı ve Teslimat Yöntemleri
Atik, İBB bürokrasisindeki kibir ve para trafiğini de gözler önüne serdi. Yakup Öner ile para meselesi hakkında konuştuğunda, Öner'in kendisine "Sen kimsin?" diyerek tepki gösterdiğini söyledi. Ayrıca, MFB Tarabya Oteli'ndeki ruhsatsız aykırılıkların göz ardı edilmesi karşılığında istenen 250 bin dolarlık rüşvetin ilk taksitinin E-5 üzerinde bir noktada teslim alındığını belirtti.
Gizli Para Sevkiyatları
Rüşvet paralarının teslimat yöntemini de açıklayan Atik, Basınköy Plevne Sokak'ta sabah saat 09:00'da yapılan gizli buluşmaları anlattı. Araçtan araca para teslimatı yapıldığını ve bu süreçte sohbet etmeden hemen ayrıldıklarını ifade etti. Ayrıca Capacity AVM ve Rotana projesi ile ilgili imar sorunları hakkında da bilgi verdi. Atik, belediye yetkilileri ve AVM temsilcileri arasında yaptığı ara buluculukta, AVM'nin statik sorunları nedeniyle 150 milyon TL'lik bir harç ödemesi gerektiğini belirtti.
Süleyman Atik'ın ifadeleri, İBB davasında önemli bir dönüm noktası oldu. Ekrem İmamoğlu ve Fatih Keleş, Atik'e herhangi bir soru yöneltmedi.




