Gazze Şeridi'nde İsrail'in gerçekleştirdiği saldırılar, bölgedeki kanalizasyon sisteminde büyük bir yıkıma yol açtı. Han Yunus Belediyesi Sözcüsü Saib Lakan, saldırıların 30 bin metreden fazla kanalizasyon şebekesini tahrip ettiğini belirterek, bu durumun krizin derinleşmesine neden olduğunu ifade etti.
Lakan, İsrail'in belediye ekiplerinin ana arıtma tesisine ulaşmasını engellediğini ve bu nedenle yerinden edilmiş Filistinlilerin bulunduğu alanların korunması amacıyla kanalizasyon suyunun denize yönlendirilmek zorunda kalındığını aktardı. Her gün arıtılmamış 6 bin ila 10 bin metreküp kanalizasyon suyunun deniz kıyısına pompalanmasının, yerinden edilmiş kişiler arasında hastalıkların yayılma riskini artırdığını vurguladı. Ayrıca, bu kirliliğin Akdeniz havzasındaki diğer bölgelere de taşınabileceği uyarısında bulundu.
Gazze Belediyesi Sözcüsü Hüsni Muhenna ise, saldırılar sonucunda tahrip olan 8 kanalizasyon suyu pompalama istasyonundan yalnızca 2'sinin faaliyete geçirilebildiğini dile getirdi. Gazze kentinde yaklaşık 220 bin metre kanalizasyon şebekesinin tahrip olduğunu belirten Muhenna, her gün 24 bin metreküpten fazla kanalizasyon suyunun kıyıya sızdığını aktardı. Ayrıca, yağmur suyu toplama amacıyla kurulan Şeyh Rıdvan Göleti'nin de kanalizasyon sularının toplandığı bir alana dönüştüğünü ifade etti.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Gazze Şeridi'ndeki 6 kanalizasyon arıtma tesisinin tamamının hizmet dışı olduğunu bildirdi. OCHA'nın verilerine göre, Gazze'deki kanalizasyon suyu pompalama istasyonlarının yaklaşık yüzde 70'i çalışmadığı için her gün 150 bin metreküpten fazla arıtılmamış kanalizasyon suyu çevreye bırakılıyor. Ayrıca, Filistinlilerin yaklaşık yüzde 60'ı, kaldıkları yerlere 10 metreden daha yakın mesafedeki kanalizasyon sularına veya insan atıklarına maruz kalıyor.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ise, kanalizasyon altyapısının çökmesi ve su şebekelerinin tahrip edilmesi nedeniyle yer altı su rezervuarlarında kirliliğin artmış olabileceği uyarısında bulundu. UNEP, ayrıca İsrail saldırıları nedeniyle yıkılan binalardan oluşan molozların bir kısmının asbest içerebileceğini ve bu maddeye uzun süre maruz kalmanın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.




