CHP'nin İstanbul ve Ankara'da kazandığı siyasi zaferler, partinin içindeki çatışmalar ve kayıplarla gölgelenmeye başladı. Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak göreve başladıktan sonra, partisi CHP yerine kendi siyasi kariyerine odaklandı. İmamoğlu'nun, İBB'de oluşturulan sistemde toplanan kaynakları partinin kurultayına karıştırması ve partiyi ele geçirmeye çalışması, yargıya da yansıdı.
Mansur Yavaş'ın Farklı Yolu
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ise farklı bir strateji izlese de sonuç olarak benzer bir tabloyla karşı karşıya kaldı. 2014'te CHP'den aday gösterilen Yavaş, o dönem kazanamayarak partiden istifa etti. Ancak 2019'da tekrar aday gösterilip Ankara'yı kazanmayı başardı. Yavaş, CHP'yi sahiplenmemekle birlikte, parti içindeki dinamikleri de etkileyen bir tutum sergiledi. Şu an Yavaş, CHP'nin etkinliklerine katılmıyor ve partiyi eleştiren açıklamalarda bulunuyor.
Partinin İçindeki Bölünmeler
CHP'nin içindeki bölünmeler, partinin geçmişteki kazanımlarını tehdit ediyor. Yüzlerce genç ve kadın CHP'li, birbirine düşman hale geldi. Bir kesim, partinin mevcut durumunu "Butlan CHP'si" olarak nitelendirirken, diğer kesim de ayrılanları "Hırsız" olarak suçluyor. Bu çatışmalar, CHP'nin geçmişte sahip olduğu yüzde 25'lik seçmen kitlesinin önemli bir bölümünü kaybetmesine yol açtı.
Gelecek İçin Tehditler
CHP, İmamoğlu ve Yavaş'ın durumları üzerinden kendi geleceğini sorgulamak zorunda. İmamoğlu'nun karşılaştığı suçlamalar ve Yavaş'ın partiden uzaklaşması, CHP'nin içindeki sorunları daha da derinleştiriyor. Ayrıca, birçok belediye başkanının CHP kimliği altında başka partilere hizmet ettiği iddiaları, partinin geleceği açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu durum, CHP'nin içindeki "Truva atları"nın varlığına işaret ediyor. Eğer CHP, bu sorunları çözmezse, siyasi geleceği daha da zorlaşacak.




