Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan Denizolgun raporundaki çelişkilerin açıklığa kavuşturulmasını istedi. Savcılık, raporda yer alan göğüs bölgesindeki kanama bulguları ve ölümün erken müdahaleyle önlenip önlenemeyeceği konularında ek bilgi talep etti.
Raporun İçeriği
Adli Tıp Kurumu’nun raporunda, mezardan alınan örneklerde farklı miktarlarda ağır metallerin bulunduğu belirtildi. Bu metaller arasında molibden, kadmiyum, cıva, talyum, kurşun, kobalt, nikel, arsenik ve vanadyum yer alıyor. Ayrıca, bir kemik örneğinde antimon tespit edildiği kaydedildi. Raporda, kişinin ağız burun kapama, boyna bası ve göğse bastırılarak öldüğüne dair tıbbi delil bulunmadığı ifade edildi. Ölümün yüksek tansiyon ve kalp damar hastalığına bağlı beyin kanaması sonucu gerçekleşmiş olabileceği vurgulandı.
Başsavcılığın Sorduğu Sorular
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Adli Tıp Kurumu'na ilettiği ek rapor talebinde, SCM kası örneğinde doku bozulması görüldüğünü, buna rağmen rapordaki tıbbi tespitlerin nasıl yapıldığını detaylı bir şekilde açıklanmasını istedi. Ayrıca, cinayet eylemlerinde ağız içinde lezyon oluşumunun zorunlu olup olmadığının netleştirilmesi ve maktulün göğsündeki kanama bulgularının eyleme delil oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi talep edildi.
Tıbbi Belge Eksikliği
Savcılık, maktule ait daha önce tespiti yapılmış tıbbi belge bulunmamasına rağmen raporda kişinin yüksek tansiyon ve kalp damar hastası olarak değerlendirildiği hususunun gerekçelendirilmesini de araştırılmasını istedi. Bu durum, raporun güvenilirliği açısından önemli bir soru işareti oluşturuyor. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu talepleri, Denizolgun davasının ilerleyişi açısından kritik bir öneme sahip.




