24 Eylül 1932'de Sirkeci Garı'nda gerçekleşen bir tren yolculuğunda, Agop Dilaçar, meraklı bakışlarla karşılanmak üzere İstanbul'a gelmiştir. Dilaçar, Sofya'dan gelen bir dil uzmanı olarak, Türk Dil Kurultayı'na katılmak üzere davet edilmiştir. Gazetelerde, Agop Efendi'nin eğitim geçmişi ve Türk dili üzerine yaptığı çalışmalar hakkında bilgiler yer almıştır.
Atatürk ile Tanışma
Agop Dilaçar, 26 Eylül 1932'de Dolmabahçe Sarayı'nda Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ile tanışmıştır. Dilaçar, Atatürk'ün Orhun Yazıtları ile ilgili yazdığı makaleyi okuduktan sonra İstanbul'a çağırıldığını aktarmaktadır. Tanışma anını, Atatürk'ün kendisini uzaktan tanıyıp işaret etmesiyle başlar. Bu an, Dilaçar için oldukça heyecan verici olmuştur.
Şam'daki İlk Buluşma
Mustafa Kemal Paşa ile Dilaçar'ın yolları, 1917'de Şam'da kesişmiştir. O dönemde Dilaçar, Osmanlı ordusunda yedek subay olarak görev yapmaktaydı. Dil bilmeyen bir subaya yardım etmek için İngiliz elçiliğiyle iletişime geçtiğinde, casus zannedilerek Şam'a gönderilmiştir. Orada Atatürk ile tanışmış ve Türkçe gramer kitabıyla dikkatini çekmiştir.
Türk Dil Kurumu'ndaki Rolü
Agop Dilaçar, 1932'de Türkiye'ye yerleştikten sonra Türk Dil Kurumu'nda baş uzman unvanıyla işe alınmıştır. Dilin sadeleştirilmesi ve yeni kelimelerin bulunması konusunda aktif olarak görev almıştır. Atatürk'ün dil devrimine katkılarından dolayı 1935'te kendisine "Dilaçar" soyadı verilmiştir. Dilaçar, Türk Dil Kurumu'nda çalışırken birçok eser kaleme almış ve Türk diline önemli katkılarda bulunmuştur.
Agop Dilaçar, 12 Eylül 1979'da vefat etmiştir. Cahit Külebi, Dilaçar'ın Atatürk ile olan ilişkisini ve Türk diline olan sevgisini vurgulayarak, onun anısını yaşatmıştır. Bugün Agop Dilaçar, Türk diline yaptığı katkılar ve Atatürk sevgisiyle tanınan önemli bir sima olarak hafızalarda yer edinmektedir.



