Antalya'da bu yıl 21'incisi gerçekleştirilen Adli Tıp Günleri'nde, "Dünyada Adli Tıp / Adli Bilimler ve Bilirkişilik" oturumu kapsamında "Dünyada Taşıyıcı Annelik ve Etik Sorunlar" konulu bir sunum yapıldı. Sunumda, taşıyıcı annelik uygulamalarının etik ve hukuki boyutları masaya yatırıldı.
Oturumu gerçekleştiren İlkılıç, taşıyıcı anneliğin, para karşılığı ya da iyilik amacıyla bir kadının başkalarına hamile kalıp, doğum sonrası bebeği onlara vermesi anlamına geldiğini belirtti. Dünyada bu konuda farklı uygulamaların bulunduğunu ifade eden İlkılıç, Türkiye'de taşıyıcı anneliğin yasak olduğunu ve bu yasağa uymayanlar için cezai yaptırımların bulunduğunu hatırlattı.
İlkılıç, yasak olmasına rağmen bazı Türk vatandaşlarının yurt dışında taşıyıcı annelik yoluyla çocuk sahibi olduğunu ve bu durumun etik açıdan önemli sorunlar doğurduğunu vurguladı. Taşıyıcı annelik uygulamasının, klasik aile yapısını ve çocuğun dünyaya gelme anlayışını bozduğunu ifade eden İlkılıç, bu durumun hukuki sorunları da beraberinde getirdiğini dile getirdi. "Bu yolla doğan çocuğun gerçek annesi kimdir?" sorusunu yönelten İlkılıç, biyolojik, hukuki ve sosyal anne kavramlarının karmaşık bir hale geldiğini belirtti.
Son dönemde eşcinsel çiftlerin de taşıyıcı annelik yoluyla çocuk sahibi olmaya başladığını anlatan İlkılıç, bu durumun hem hukuki hem de etik sorunlar ortaya çıkardığını vurguladı. Taşıyıcı annelik yoluyla çocuk sahibi olmanın geleneksel aile ve çocuk anlayışını zedelediğini söyleyen İlkılıç, "Bir kişi aidiyetini şekillendirdiği zaman bir anne ve babayı tahayyül edecektir. Taşıyıcı annelikte bir çocuğun 6 hatta 7 tane anne babasının olması söz konusu. Bu durum sosyal ilişkileri ve ailevi yapıyı nasıl etkileyecek?" şeklinde konuştu.
İlkılıç, basında yer alan bir olayda Türk bir iş insanının Gürcistan'dan yasa dışı şekilde taşıyıcı annelik yoluyla çocuk sahibi olduğunu ve hayat arkadaşının ismini anne olarak yazdırdığını aktararak, bu durumun ardından yaşanan hukuki süreci de örnek gösterdi. Bu olayın, taşıyıcı annelik uygulamalarının etik ve hukuki boyutlarını bir kez daha gündeme getirdiği ifade edildi.




