Tuvalu, Büyük Okyanus'ta yer alan 10 bin 600 nüfuslu bir ada ülkesi olarak, küresel iklim değişikliğinin yarattığı tehditlerle mücadele ediyor. Deniz suyu sıcaklıklarının artışı ve yükselen su seviyeleri, adanın ekosistemini tehdit ederken, ülkenin 2100 yılına kadar yaşanamaz hale gelme riski bulunuyor.
Deniz biyologu Austin Bowden-Kerby tarafından yürütülen saha araştırmaları, deniz sıcak dalgalarının etkisiyle adaların doğal koruma kalkanı olan mercan kayalıklarının yaklaşık %99,9'unun yok olduğunu ortaya koydu. Bu yıkımın çevre kirliliği veya aşırı avlanmadan değil, doğrudan iklim değişikliğinden kaynaklandığını belirten Bowden-Kerby, adaların ayakta kalmasını sağlayan ekosistemlerin tehdit altında olduğunu vurguladı.
Mercan kaybı, yerel halkın temel gıda kaynağı olan deniz canlılarını da olumsuz etkiledi. Araştırmacı Rajneel Singh, bölgeye özgü kırmızı mercan kayalığı balığı gibi türlerin av miktarında belirgin bir düşüş yaşandığını ve yakalanan balıkların boyutlarının küçüldüğünü ifade etti. Elde edilen verilerin Balıkçılık Bakanlığına sunulduğu ve tahribatın boyutunun yetkililerce doğrulandığı belirtildi.
Bilim insanlarının projeksiyonlarına göre, mevcut eğilimlerin devam etmesi halinde, 2100 yılına gelindiğinde Tuvalu topraklarının yaklaşık %95'i yüksek gelgitler sırasında düzenli olarak sular altında kalacak. Bu durumun, tüm adayı yüzyıl sonuna kadar tamamen yaşanmaz hale getirebileceği öngörülüyor. İklim tehdidine karşı Tuvalu Kıyı Uyum Projesi (TCAP) kapsamında koruyucu adımlar atılıyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) desteğiyle yürütülen çalışmalar doğrultusunda, başkent Funafuti’de fırtına dalgalarına dayanıklı 7,3 hektarlık yeni kara alanı oluşturuldu.
2025 yılında tamamlanacak ikinci etapta, yoğun nüfuslu Fogafale Adası'nda 8 hektarlık ek alan elde edilmesi planlanıyor. Yaklaşık 2,9 kilometrelik kıyı şeridi tahkim edilerek erozyona karşı koruma altına alındı. Bu yapay kara parçalarının, 2100 yılı sonrasındaki deniz seviyesi risklerine göre tasarlandığı ve üzerlerine konut ile altyapı tesisleri inşa edilerek yerel nüfusun adada kalmasının hedeflendiği ifade ediliyor.




