Türkiye'de hanehalkının yastık altında tuttuğu fiziki altın birikimlerinin büyüklüğü, ekonomik belirsizlikler karşısında bir koruma aracı olarak değerlendiriliyor. Ekonomistler ve sektör temsilcileri, bu birikimlerin ülke ekonomisine olan maliyetini ve finansal sisteme kazandırılma yöntemlerini tartışıyor.
Eski Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Ekonomisti Prof. Dr. Selva Demiralp, hanehalkının fiziki altına yönelmesinde geçmişte yaşanan enflasyon deneyimlerinin, döviz kurundaki dalgalanmaların ve finansal kurumlara yönelik algıların etkili olduğunu vurguladı. Yapılan araştırmalara göre, hanehalkının tasarruf tercihlerinde altın, ilk sıralarda yer alıyor.
Yastık altında tutulan altınların finansal sisteme girmemesi, kredi ve yatırım imkanlarını kısıtlıyor. Türkiye'nin yıllık altın ihtiyacını karşılamak için yapılan ithalatın cari açık üzerinde baskı oluşturduğu belirtiliyor. İthal edilen altının yaklaşık %40-50'sinin kuyumculuk sektöründe kullanıldığı, sektörün yıllık 170 ile 200 ton arasında altın ithalatına ihtiyaç duyduğu ifade ediliyor.
Geçmişte uygulanan teşvik ve bankacılık modellerine rağmen, fiziki altınların önemli bir kısmının sistem dışında kaldığı gözlemleniyor. İstanbul Kuyumcular Odası (İKO) Başkanı Mustafa Atayık, bu birikimlerin ekonomiye kazandırılması için iki temel öneri sundu. Bunlardan ilki, YAY-SİS (Yastık Altı Altın Yatırımları Sistemi) olarak adlandırılan model. Bu model, vatandaşların fiziki altınlarının yetkili kuyumcular aracılığıyla tespit edilip, has altın karşılığının kamu bankalarındaki hesaplara aktarılmasını hedefliyor.
İkinci öneri ise Altınbank projesi. Bu proje, hurda altın dönüşümünü hızlandırmak, yastık altındaki birikimleri ekonomiye kazandırmak ve kuyumculuk sektörünün kredi ihtiyacını karşılamak amacıyla kurgulanmış bir ihtisas bankasıdır. Söz konusu modellerle, tasarrufların finansal sisteme dahil edilerek yatırım ve kredi mekanizmalarında kullanılması amaçlanıyor.




