İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği, T24'ün internet sitesine ve X hesabına getirilen erişim engeliyle ilgili yapılan itirazın beş gündür sonuçlanmadığını bildirdi. Erişim engeli, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi doğrultusunda 30 Eylül'de, T24'ün LGBTİ+ propagandası yaptığı iddiasıyla uygulandı.
T24, 1 Ekim tarihinde itiraz dilekçesini İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği'ne sunmak üzere İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği'ne iletti. Ancak, aradan geçen beş güne rağmen hakimlik henüz bir karar vermedi. Erişim engelinin gerekçesi olarak, T24'te son bir yıl içerisinde yayımlandığı öne sürülen 118 yazı gösterildi ve bu yazıların aile yapısını bozacak nitelikte olduğu iddia edildi.
T24'ün avukatları, itiraz dilekçesinde, erişim engeline konu olan 118 yazının yalnızca 21'inin son bir yıl içinde yayımlandığını belirtti. Ayrıca, söz konusu yazıların bir kısmının 15 yıl öncesine ait olduğunu ifade ettiler. Dilekçede, bu yazıları kaleme alan 57 yazardan 22'sinin yıllar önce T24'ten ayrıldığına da dikkat çekildi.
Avukatlar, erişim engelinin Anayasa'ya, 5651 sayılı Kanun'a ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatlarına aykırı olduğunu savundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ilk başta T24'ün tamamına erişim engeli getirilmesini istedi, ancak bu talep 25 Eylül'de reddedildi. Savcılığın itirazı üzerine aynı hakimlik, bu kez erişim engeli kararı verdi.
T24'ün avukatları, hakimliğin ilk kararından neden döndüğünü açıklamadığını belirterek, bunun gerekçeli karar hakkının ihlali olduğunu vurguladı. Ayrıca, URL bazında engellenen içeriklerin pasife alındığını ve bu durumun yetkili makamlara bildirildiğini ifade ettiler. Tek tek içeriklere erişimin engellenmesinin teknik olarak mümkün olduğunu, ancak sitenin tamamının kapatılmasının orantısız bir müdahale olduğunu belirttiler.
Dilekçede, 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesinin, öncelikle ihlale konu içeriğe URL bazında erişim engeli getirilmesini öngördüğü hatırlatıldı. T24'ün avukatları, erişim engeli kararında hakimliğin, yazıların Türk toplumu ve aile yapısını nasıl zayıflattığını somut bir şekilde ortaya koymadığını ifade etti. Bu durumun, dijital tahakküm ve toplumsal sansür olarak değerlendirildiği kaydedildi.
Avukatlar, AYM ve AİHM'in erişim engellerine ilişkin kararlarına da atıfta bulunarak, AYM'nin 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesindeki yetkinin yalnızca "gecikmesinde sakınca bulunan" durumlarda başvurulabilecek istisnai bir tedbir olduğunu vurguladı. Somut olayda, hiçbir somut delil ve zaruret ortaya konulmadan, tüm hesapların kapatılmasının, AYM'nin tespit ettiği yapısal ihlalin bir tezahürü olduğunu belirttiler.




