Cankurtaran bölgesinde yaşam alanlarını korumak amacıyla sürdürülen mücadelenin bir parçası olarak 3 Eylül 2024 tarihinde hayatını kaybeden Reşit Kibar’ın davasında hukuki süreç devam ediyor. Dava avukatları, Artvin Ağır Ceza Mahkemesi'nde gerçekleştirilen son duruşmanın ardından İstanbul Barosu'nda düzenledikleri basın toplantısında, davadaki son gelişmeleri ve gelecekte atılacak hukuki adımları kamuoyuyla paylaştı.
Dava avukatları, cinayetin işlendiği silahın ruhsat sahibi olan sanık Fikret Merttürk'ün tutuklanması yönündeki taleplerinin mahkeme tarafından reddedildiğini açıkladı. Ayrıca, projeyi yürüten şirketlerin sahipleri olan Yunus Merttürk ve Eşref Merttürk ile bazı kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunulması taleplerinin de kabul edilmediğini belirttiler. Avukatlar, olay anına ilişkin görüntülerin yeterince incelenmediğini ve HTS kayıtlarının eksik değerlendirildiğini savundu.
Yeni Hukuki Girişimler
Mahkeme kararlarının ardından yeni hukuki adımlar atacaklarını ifade eden avukatlar, Yunus ve Eşref Merttürk ile olayda ihmali bulunduğunu düşündükleri mülki, idari ve kolluk görevlileri hakkında bağımsız suç duyurusunda bulunacaklarını duyurdu. Basın toplantısında, köylülerin sanık konumuna getirilmesinin, yaşam alanlarını savunan topluluklara yönelik bir hedef haline gelme riski taşıdığına dikkat çekildi.
Saldırıdan kurtulan Dursun Ali Koyuncu'nun 90 gün tutuklu kaldığını hatırlatan avukatlar, köylülerin aynı dosyada sanık olarak yargılanmasının, yaşam savunucularını hedef aldığını vurguladılar. Olayla ilgili gizlilik kararının bulunduğu süre zarfında, cinayet anını gösteren görüntülerin hala eksiksiz bir şekilde çözümlenmediği ifade edildi.
Yargılamanın Şeffaflığı
Avukatlar, dosyaya giren HTS kayıtları, olay anına dair görüntüler ve bilirkişi raporlarına dikkat çekerek, cinayetle ilgili önemli delillerin dikkate alınmadığını belirtti. Merttürk hakkında kaçma şüphesi olmadığı gerekçesiyle adli kontrol tedbirlerinin devamına karar verilirken, cinayeti işlediği belirtilen sanık Muhammet Ustabaş’ın tutukluluğunun sürdüğü aktarıldı. Ayrıca, İstanbul Barosu, Ankara Barosu ve Antalya Barosu'nun dosyaya katılma talepleri de mahkeme tarafından reddedildi.
Cankurtaran'da yıllardır süren çevre mücadelesine de değinen avukatlar, 2016 yılından bu yana ormanlık alanlara yönelik projelere karşı açılan üç ayrı idari davanın kazanıldığını, ancak bölgede yürütülen "mesire alanı" adı altındaki çalışmaların daha önce durdurulan projelerin devamı niteliğinde olduğunu ifade ettiler. Dava avukatları, Reşit Kibar davasının sadece Cankurtaran ile sınırlı olmadığını vurgulayarak, hukuki mücadelelerine devam edeceklerini belirttiler.




