Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Acar, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında önemli açıklamalarda bulundu. Erken tanı ve zamanında tedavinin, meme kanserine bağlı kayıpların azaltılmasında kritik bir rol oynadığını belirten Acar, aile öyküsünün risk değerlendirmesinde önemli olduğunu ancak tek belirleyici faktör olmadığını ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 80'inin kadınlarda ve belirli bir risk faktörü bulunmayan kişilerde ortaya çıktığını kaydetti.
Risk Faktörleri
Prof. Dr. Acar, "Ailemde meme kanseri yok, benim de kontrol yaptırmama gerek yok" düşüncesinin yanlış olduğunu vurguladı. İlerleyen yaş, kalıtsal gen değişiklikleri, obezite, alkol kullanımı ve menopoz sonrası hormon tedavileri gibi faktörlerin riskleri artırabileceğini belirtti. Risk değerlendirmesinin, kişinin sağlık ve aile öyküsünün birlikte ele alınarak yapılması gerektiğini açıkladı.
Dikkat Edilmesi Gereken Değişiklikler
Meme kanserinde dikkat edilmesi gereken değişikliklere de değinen Acar, memede veya koltuk altında yeni gelişen kitle ya da sertlik, memenin şekil veya boyutunda değişiklik, ciltte çökme ve portakal kabuğu görünümü, meme ucunda içe çekilme veya kendiliğinden gelişen akıntının hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ağrısız kitlenin önemsiz olduğu düşüncesinin yanlış olduğunu vurgulayan Acar, her değişikliğin kanser olmadığı ancak nedeninin belirlenmesi gerektiğini ifade etti.
Tarama Programları
Sağlık Bakanlığı'nın ulusal meme kanseri tarama programı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Acar, 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir ücretsiz mamografi çekildiğini belirtti. Taramanın, henüz yakınması olmayan kişilerde hastalığın erken saptanmasını amaçladığını söyledi. Memesinde yeni bir değişiklik fark eden kişilerin, yaşına veya son mamografi tarihine bakmaksızın hekime başvurması gerektiğini vurguladı. Aile öyküsü veya kalıtsal yatkınlığı bulunan kadınlarda ise tarama başlangıç yaşı, yöntemler ve takip aralıklarının uzman değerlendirmesiyle belirlenmesi gerektiğini açıkladı.
Tanı Süreci ve Tedavi
Tanı sürecinde muayene ve uygun görüntüleme yöntemlerinin kullanıldığını, şüpheli bulgularda biyopsi yapılmasının önemine değinen Acar, biyopsinin tanının doğrulanmasının yanı sıra tümörün biyolojik özelliklerinin belirlenmesinde de önemli olduğunu kaydetti. Tedavi sürecinin her hastada farklı olduğunu, hastalığın evresi, tümör özellikleri ve kişinin genel sağlık durumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormon tedavileri gibi yöntemlerin uygun hastalarda tedavi planına dâhil edilebileceğini ifade etti. Meme sağlığındaki değişikliklerin fark edilmesi ve zamanında değerlendirilmesinin yanı sıra, hiçbir yakınma yokken de uygun tarama programına katılmanın önemine dikkat çekti.




