Kültür-Sanat

İstanbul'da Göç Hikayeleri Sergisi Sanatla Buluşuyor

İstanbul'daki DEPO sergisinde, göç ve yerinden edilme temaları beş sanatçının eserleriyle ele alınıyor. Sergi 6 Ekim'e kadar ziyaret edilebilir.

İstanbul'da Göç Hikayeleri Sergisi Sanatla Buluşuyor
Görsel: Cumhuriyet - Son Dakika

İstanbul'daki DEPO sergisinde yer alan "Göç Hikayeleri: Sanat, Direniş ve Dayanışma" adlı etkinlik, göç ve yerinden edilmenin ev, beden, hafıza, dil ve aidiyet üzerindeki izlerini beş sanatçının çalışmalarıyla inceliyor. Sergi, 6 Ekim tarihine kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.

Sanatçılar ve Temalar

Sergide, Adele Tamam, Ara Chalym, Irmak Suzan Ertaş, Persefoni Myrtsou ve Saeed Mirshekari'nin eserleri yer alıyor. "Stories of Migration" başlıklı bu projede, göç deneyiminin farklı biçimleri ele alınıyor. Sanatçılar, göçü homojen bir deneyim olarak tanımlamak yerine, her bireyin yaşamında ve üretim pratiğinde bu deneyimin nasıl farklılaştığını gözler önüne seriyor. Sergide resim, video, fotoğraf, metin ve yerleştirme gibi çeşitli sanat formları bir araya geliyor.

Proje Süreci

mezopArt’ın kurucusu İlkay Bilgiç, projeyi doğrudan bir sergi olarak başlatmadıklarını belirtiyor. Sanatçılar ve göç hikayecilerini bir araya getiren süreç, Armaş Vakfı’ndaki bir haftalık konuk sanatçı programıyla başladı. İstanbul'daki sergi, bu programın ardından şekillendi. Bilgiç, serginin bir sonuç değil, bu karşılaşmanın devamı olarak düşündüklerini ifade etti. Proje, mezopArt, Hür Adalar, New Women Connectors ve BAK Basecamp ortaklığıyla, VAHA programı kapsamında ve Hollanda Başkonsolosluğu desteğiyle gerçekleştirildi.

İlgi ve Gelecek Planları

Serginin açılışından bu yana farklı çevrelerden birçok kişinin ilgisini çektiğini belirten Bilgiç, serginin süresinin 6 Ekim'e kadar uzatıldığını duyurdu. Bilgiç, projenin İstanbul dışında başka şehir ve ülkelerde yeni sanatçılarla farklı biçimlerde devam etmesini istediklerini vurguladı.

Sanat ve Tıp İlişkisi

Sergide yer alan sanatçılardan Saeed Mirshekar, eserlerinde kullandığı teknik ve tıbbi terimlerin önemine değindi. Mirshekar, bu terimlerin sadece süsleme amacı taşımadığını, aynı zamanda eserlerinde derin anlamlar barındırdığını ifade etti. Persefoni Myrtsou ise "The Holy Water of Armaş" adlı eserinde, Armaş’ın tarihi ile kendi aile geçmişini birleştirdiğini dile getirdi. Mirasını keşfettiği süreçte, tarihi olayların ailesinin hikayesinde nasıl yankılandığını anlattı.

KaynakBu haber Cumhuriyet - Son Dakika tarafından yayımlanan haberden derlenerek yeniden yazılmıştır.
Kaynağı gör

Kültür-Sanat kategorisinden diğer haberler

Tümü