Doğum sonrası ağır psikiyatrik durumların ceza hukuku açısından değerlendirilmesi, İstanbul'da yaşanan iki olayla yeniden gündeme geldi. Yargıtay, bebeğini pencereden attığı iddia edilen anneye verilen 15 yıllık hapis cezasını, lohusalık psikozu araştırması yapılması gerektiği gerekçesiyle bozdu. Diğer taraftan, Ankara'da bebeğini dondurucuda saklayan anne hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verildi.
İstanbul'daki Olayın Detayları
İstanbul'da, hamileliğini gizleyen A.Y., evde tek başına doğurduğu bebeğinin pencereden düştüğünü iddia etti. Bebek, 1,5 yıl sonra hayatını kaybettiğinde anneye 15 yıl hapis cezası verildi. Ancak Yargıtay 1. Ceza Dairesi, bu kararı bozarak, olay anında annenin lohusalık psikozunun etkisi altında olup olmadığının Adli Tıp Kurumu tarafından araştırılması gerektiğine hükmetti.
Ankara'da Farklı Bir Değerlendirme
Ankara'da ise Gözde İ.'nin evinde derin dondurucuda 2 aylık bebek cesedi bulundu. Anne, evde tek başına doğum yaptığını, emzirirken uyuyakaldığını ve bebeği morarmış bulduğunda dondurucuya koyduğunu beyan etti. Mahkeme, doğum sürecindeki çaresizliği ve müdahale edememe durumunu göz önünde bulundurarak ceza verilmesine yer olmadığına karar verdi.
Hukuki Farklılıklar ve Psikozun Etkisi
Emekli savcı-avukat Orhan Güngör, iki dosyanın hukuki açıdan farklılıklar taşıdığını belirtti. Lohusalık psikozunun annenin algılama ve davranışlarını ne ölçüde etkilediğinin önemli olduğunu vurguladı. Güngör, toplum baskısının cezai sorumluluğu ortadan kaldırmadığını, bunun bilimsel raporlarla kanıtlanması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, lohusalık sendromu ile psikozun karıştırılmaması gerektiğini de ekledi.
Uzman Görüşleri
Uzman Psikolog Saliha Erdoğan, istenmeyen gebelik, toplumsal baskı ve yalnızlığın psikoz riskini artırabileceğini belirtti. Lohusalık sürecinin yalnızca biyolojik olmadığını, bazı kadınların psikolojik uyum sağlamakta zorlandığını söyledi. Erdoğan, doğum sonrası annenin desteklenmesinin önemine dikkat çekti.




