İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Silivri'deki davasında savunmasının 3. ve 4. gününde dikkat çeken ifadeler kullandı. İmamoğlu, Türkiye'deki hükümetin yargı aracılığıyla muhalefeti hedef aldığını ve buna karşı milli iradenin direniş gösterdiğini vurguladı. İddianameye karşı yaptığı kapsamlı savunmada, kamu zararları ve yolsuzluk iddialarına dair somut deliller sundu.
Kamu Zararları ve Yolsuzluk İddiaları
İmamoğlu, savunmasında Türkiye'deki yolsuzlukların büyüklüğüne dikkat çekti. 33 dosyanın toplamda 2,5 milyar dolarlık bir bedeli olduğunu belirten İmamoğlu, kamu zararının 11,5 milyon dolar olduğunu ifade etti. Ayrıca, bir firmanın sadece 4 gün içerisinde araziyi alıp İBB'ye neredeyse 3 katı bir fiyata sattığını dile getirdi. Bu durumun, kamu kaynaklarının kötüye kullanıldığını gösterdiğini savundu.
Yargı Sürecine Eleştiriler
İmamoğlu, yargı sürecinin adil işlemediğini ve savunma hakkının ihlal edildiğini öne sürdü. Dava sürecinde, bilirkişilerin taraflı davrandığını ve usulsüzlüklerin araştırılmadığını ifade etti. İmamoğlu, tutuklamaların telafi edilemeyecek sonuçlar doğurduğunu belirterek, tutuksuz yargılamanın esas olması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, mahkemenin kendisi için özel olarak kurulduğunu düşündüğünü belirtti.
Demokrasi ve Adalet Vurgusu
İmamoğlu, konuşmasında Türkiye'de demokrasinin ve adaletin korunması için mücadelesine devam edeceğini ifade etti. Yargı sürecinin, geçmişteki yolsuzluk dosyalarının üstünün kapatılmasına yönelik bir çaba olarak gördüğünü belirtti. İmamoğlu, "Açık ve net söylüyorum; kumpasın sebebi, İBB'de yolsuzluk yapılması değil, 2019'dan beri İBB'de yolsuzluk yapılmamasıdır" dedi.
İmamoğlu'nun savunması, Türkiye'deki adalet sistemine dair önemli eleştiriler içerirken, İBB'deki yolsuzluk iddialarına karşı duruşunu da net bir şekilde ortaya koydu. Bu süreç, İmamoğlu'nun siyasi kariyeri açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.




