İstanbul'da ikinci el otomobil alımında yaşanan bir dolandırıcılık vakası, Yargıtay'ın müdahalesiyle yeni bir boyut kazandı. B.D. isimli bir tüketici, eşiyle biriktirdiği parayla 65 bin kilometredeki bir aracı satın aldı. Ancak noter satışından kısa bir süre sonra, aracın gerçek kilometresinin 251 bin olduğunu öğrenince büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Satıcı şirketin yöneticisiyle yaptığı görüşmelerden sonuç alamayan B.D., durumu Cumhuriyet Savcılığı'na bildirdi.
Savcılıktan Gelen Şok Cevap
Savcılık, B.D.'ye verdiği yanıtta, alıcının araç kilometre kayıtlarını kendisinin sorgulayabileceğini belirterek, kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Bu karar, B.D.'yi umutsuzluğa sürüklerken, Sulh Ceza Hakimliği'ne yapılan itiraz da reddedilince durum kesinleşti.
Adalet Bakanlığı'nın Müdahalesi
Ancak Adalet Bakanlığı, kararda bir anormallik olduğunu tespit etti ve kamu yararına kararın bozulması için Yargıtay Başsavcılığı'na başvurdu. Başsavcılık, dosyayı Yargıtay 11. Ceza Dairesi'ne gönderdi. Yargıtay, satıcı konumundaki kişilerin dolandırıcılık iddialarının, alıcının sorumluluğu olarak değerlendirilmesinin yasaya aykırı olduğuna hükmetti.
Yargıtay'ın Kararı
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, kararın eksik araştırmaya dayandığını belirtti. Kilometre düşürmenin basit bir kontrolle tespit edilip edilemeyeceği, muayene kayıtlarının incelenmesi ve aracın piyasa değerinin belirlenmesi gibi unsurların göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı. Yargıtay, "Müştekinin olayda denetim olanağının ortadan kaldırıldığından söz edilemeyeceği" gerekçesinin yeterli bulunmadığını ifade etti.
Yargıtay, dolandırıcılık suçunun unsurlarının belirlenmesi için gerekli teknik bilirkişi raporunun alınması gerektiğine dikkat çekti. Bu eksiklikler nedeniyle, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kanuna aykırı olduğuna hükmedildi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma talebi kabul edildi ve 7. Sulh Ceza Hakimliği'nin kararı oy birliğiyle bozuldu.




