İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde görülen İBB davasının 101'inci gününde, Ekrem İmamoğlu savunmasını tamamladı. Dava kapsamında 53'ü tutuklu 436 sanık bulunuyor.
Savunma İçeriği
Savunmasına yerel yönetimlerin demokratik katılımı ve şeffaflık konularına değinerek başlayan İmamoğlu, bu süreçte vatandaşların ihtiyaçlarının ön planda tutulması gerektiğini vurguladı. İmamoğlu, "Şehirlerimizi rantın değil insanın ihtiyaçlarına göre kuracağız. Dayanıklı, güvenli ve yaşanabilir kentler inşa edeceğiz," şeklinde konuştu.
İmamoğlu, güçlü devlet anlayışını eleştirirken, makam araçları üzerinden yaptığı yorumlarla dikkat çekti. "Güçlü devlet, yurt dışından ithal edilen lüks makam araçlarıyla tanımlanamaz. Güçlü devlet, halkın ihtiyaçlarına duyarlı bir devlettir," dedi.
Huzurlu Bir Toplum Vurgusu
İmamoğlu, güçlü bir devlete ek olarak güçlü ve huzurlu bir topluma ihtiyaç olduğunu belirtti. İnsanların korkmadan konuşabildiği bir ülkenin huzurlu olamayacağını ifade eden İmamoğlu, "Huzur, insanların kendilerini güvende hissettikleri bir ortamda mümkündür," dedi.
İmamoğlu, Türkiye'de toplumsal barışın sağlanması gerektiğini vurgulayarak, insanların birbirine güvenmesinin önemine dikkat çekti. "Türkiye kendi içinde kavga etmekten yoruldu. İnsanlar güler yüz, samimiyet ve umut istiyor," şeklinde konuştu.
Farklı Kimliklerin Bir Arada Yaşaması
İmamoğlu, Türkler ve Kürtler arasında bir güven ortamı oluşturulması gerektiğini belirtti. Herkesin eşit hissettiği bir Türkiye için çağrıda bulunan İmamoğlu, "Birbirimize güvenebilmeliyiz. Türk’ün Kürt'ten, Kürt'ün Türk'ten şüphe etmediği bir Türkiye istiyoruz," dedi.
Ayrıca, farklı inanç ve kimliklerin bir arada yaşaması gerektiğini ifade eden İmamoğlu, Alevi kültürünün önemine değindi. "Bu memleketin kendisi neden kocaman bir 40'lar Meclisi olmasın?" diyerek birliktelik çağrısında bulundu.




