Hindistan’ın en uzun su yolu olan 837 kilometrelik Indira Gandhi Kanalı, Batı Racastan'daki Thar Çölü'ne su taşımaya devam ediyor. Ancak bu su taşınma işlemi, bölgedeki tarımsal verim artışının yanı sıra ciddi toprak bozulmalarını da beraberinde getiriyor. 1958 yılında başlatılan ve 1984'te "Indira Gandhi Nahar Pariyojana" adını alan bu proje, arat ve kumlu arazileri tarıma kazandırma amacı taşımaktaydı.
Tarımsal Verim Artışı ve Olumsuz Etkiler
Uygulanan ağaçlandırma ve sulama faaliyetleri, rüzgar erozyonunu azaltarak bölgede buğday ve pamuk ekimini yaygınlaştırdı. Ayrıca, kanal çevresindeki yerleşim yerlerine içme suyu sağlamaya başladı. Ancak, kanal hatlarından ve tarım parsellerinden sızan fazla su, bölgedeki derin yer altı su seviyesinin yüzeye yaklaşmasına neden oldu. Yüksek sıcaklık ve buharlaşma oranları, toprak altındaki çözünmüş tuzların yüzeye birikmesine yol açarak toprak kalitesini düşürdü.
Durgun Suların Etkileri
Bölgedeki topoğrafik yapı, doğal su tahliyesine izin vermediği için Tibbi ve Rawatsar gibi alanlarda biriken durgun sular, komşu tarım arazilerindeki yer altı suyunu da besleyerek olumsuz bir etki yarattı. Hindistan Tarımsal Araştırma Konseyi (ICAR) tarafından yayımlanan bir çalışmaya göre, Hanumangarh ilçesine bağlı Rawatsar bölgesinde yapılan saha ve IRS-1B uydu analizleri, yaklaşık 165 kilometrekarelik alanın su doygunluğu ve tuzlanmadan etkilendiğini ortaya koydu.
Uzmanların Önerileri
Bu veri, incelenen komuta alanının yüzde 34,25’ine karşılık gelirken, araştırmacılar etkilenen yüzölçümünün her yıl genişleme eğiliminde olduğunu belirtiyor. Tarım ve yerleşim alanlarının kanala bağımlılığı nedeniyle su akışının kesilmesi bir çözüm olarak düşünülmüyor. Uzmanlar, bölgedeki dengenin sağlanması için entegre drenaj altyapısının kurulmasını, okaliptüs, kavak, Salvadora ve Tamarix gibi yüksek su tüketen ağaç türleriyle biyo-drenaj yapılmasını ve tasarruflu sulama tekniklerine geçilmesini öneriyor.
Bölgeye yönelik özel bir düzeltme programına ilişkin sayısal veriler henüz eyalet hükümeti tarafından resmi olarak teyit edilmemiş olsa da, uzmanlar mevcut altyapı yetersizliğinin projenin sürdürülebilirliğini kısıtladığını vurguluyor.




