Halk TV’nin İstanbul'daki merkezine düzenlenen polis baskını ve sonrasında yaşanan gelişmelere yönelik tepkiler artarak devam ediyor. Sol partiler ve demokratik kitle örgütleri, bu müdahaleyi basın özgürlüğü ve demokratik haklar açısından eleştirerek dayanışma çağrısında bulundu.
Müdahale ve Zamanlama
Halk TV’ye yönelik operasyonun, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun savunma yapacağı gün gerçekleşmesi dikkat çekti. Sol Parti, bu durumu iktidarın muhalefeti susturma çabalarının bir parçası olarak değerlendirdi. Yapılan açıklamada, "Halkın haber alma hakkı için Halk TV ile omuz omuzayız" denildi. İktidarın muhalefet alanını daraltmaya çalıştığını vurgulayan sol partiler, bu tür müdahalelerin demokratik süreçleri tehdit ettiğini belirtti.
Basın Özgürlüğü Vurgusu
Türkiye İşçi Partisi (TİP) de Halk TV’ye kayyım atanmasını ve binaya polis zoruyla girilmesini sert bir dille eleştirdi. Açıklamada, "Saray’ın medyayı şiddetle abluka altına alma girişiminin ürünüdür" ifadesi öne çıktı. Gazetecilere yönelik baskıların, halkın haber alma hakkını hedef aldığı ifade edildi. TİP, özgür basın mücadelesinin sürdürüleceğini vurguladı.
Dayanışma Çağrıları
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Halk TV’ye yönelik operasyonun zamanlamasına dikkat çekerek, iktidarın halkın haber alma hakkını engellemeye çalıştığını savundu. Aslan, "Saray rejiminin yeni bir saldırısı ile uyandık" diyerek, bu tür müdahalelerin halkın iradesini gasbetme amacını taşıdığını dile getirdi.
Türkiye Komünist Partisi (TKP) ise müdahaleyi iktidarın iç ve dış politikadaki çaresizliğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi. TKP, kayyım kararının yalnızca basın özgürlüğüne yönelik bir operasyon değil, aynı zamanda toplumsal baskıyı artıran bir adım olduğunu belirtti.
İHD'nin Açıklamaları
İnsan Hakları Derneği (İHD), basın özgürlüğü ile demokratikleşme arasındaki ilişkiye dikkat çekerek, eleştirel seslerin susturulmasının barış ve demokratikleşme süreçlerine zarar verdiğini ifade etti. İHD, operasyonun fon krizinin tartışıldığı bir döneme denk gelmesini sorguladı.
Bu gelişmeler, İstanbul’da basın özgürlüğü ve demokratik haklar konusundaki endişeleri bir kez daha gündeme getirirken, sol partiler ve kitle örgütleri, dayanışma ve birlik çağrıları yapmaya devam ediyor.




