Esenyurt'ta 30 Ekim 2024 tarihinde başlayan belediye operasyonları, Türkiye'nin en kalabalık ilçesi olan Esenyurt'un belediye başkanı Ahmet Özer'in tutuklanmasıyla ilk adımını atmıştı. Geçen çarşamba bu sürecin üzerinden tam iki yıl geçti.
Operasyonların Hedefi
Ahmet Özer, tutukluluğunun ilk günlerinde Cumhuriyet gazetesine verdiği röportajda, bu operasyonların hedeflerini açıklamıştı. Özer, Esenyurt'u ele geçirerek daha önce elde ettikleri rantı yeniden sahiplenmek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu üzerindeki baskıyı artırmak ve parti içindeki çelişkilerle iktidar yürüyüşünü engellemek amacı güdüldüğünü belirtmişti. Bugün gelinen noktada, bu hedeflerin başarıyla gerçekleştirildiği görülüyor.
Demokrasinin Sonu
Son iki yılda, Türkiye genelinde CHP ve YENİ Parti'ye mensup 46 belediye başkanının görevden alındığı veya kayyum atandığı ifade ediliyor. Bu durum, toplamda 30 milyon 679 bin 22 kişiyi etkiliyor. Bu bölgelerdeki kayıtlı seçmen sayısı 31 milyon 875 bin 829 iken, oy kullanan seçmen sayısı 24 milyon 954 bin 49. Görevden alınan başkanlar, bu seçmenlerin 8 milyon 320 bin 293'ünün oyunu almış. Bu tablo, demokrasinin sadece şeklen var olduğunu gösteriyor.
Seçim ve Özgürlükler
Demokrasi, yalnızca seçimlerden ibaret bir düzen değildir. Örgütlenme hakkı, ifade özgürlüğü, basın hürriyeti gibi temel hakların kullanılamadığı bir ortamda, seçimler anlamını yitiriyor. İktidar, yıllardır bu özgürlükleri ortadan kaldırırken, meşruiyetini sadece sandıkla sağlamaya çalışıyor. Ancak, bu durumun sonuçları, demokrasinin sona erdiğini gösteriyor.
Sonuç olarak, Türkiye'de yaşanan bu süreç, demokrasinin işleyişi üzerinde ciddi bir tehdit oluşturuyor. Ülkenin yarısından fazlasının yaşadığı bölgelerde, sandıkların sonuçlarıyla yönetim sağlanmıyor. Bu durum, demokrasinin sadece şeklen var olduğunu ve halkın iradesinin hiçe sayıldığını ortaya koyuyor. Türkiye, Cumhuriyet'in 103. yılını kutlarken, demokrasinin bitkisel hayatta olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalıyor.




