Ekvador ve Yeni Zelanda, doğanın hak sahibi olarak tanınmasını sağlayan hukuki düzenlemeleri hayata geçirdi. Bu yaklaşımlar, doğanın varlığının korunmasının yanı sıra, insanların da doğayla olan ilişkilerini yeniden değerlendirmelerine olanak tanıyor. Peki, Türkiye'de bu konuda atılmış adımlar var mı?
Ekvador'un Anayasası
Ekvador, 2008 Anayasası ile doğanın varlığını ve yaşam döngülerinin korunmasını hak olarak tanıdı. Bu anayasa, doğanın zarar gördüğünde onarılma hakkını tanırken, kişilere ve topluluklara bu hakların korunması için kamu makamlarına başvurma yetkisi verdi. Böylece, doğanın haklarının ihlali durumunda da hukuki koruma sağlanmış oldu.
Ekvador Anayasa Mahkemesi, 2021 yılında Los Cedros Ormanı'ndaki madencilik faaliyetlerine verilen çevresel izinleri inceledi. Mahkeme, doğanın haklarının yanı sıra su ve sağlıklı çevrede yaşama haklarının da ihlal edildiğine hükmederek, ilgili izinleri geçersiz kıldı. Bu karar, doğanın haklarının tam bir normatif güce sahip olduğunu ve yasal zorunluluklar içerdiğini ortaya koydu.
Yeni Zelanda'nın Yaklaşımı
Yeni Zelanda, 2017 yılında kabul edilen bir yasayla Whanganui Nehri'ne tüzel kişilik tanıdı. Bu düzenleme, Māori topluluklarının tarihsel ve kültürel bağlarını göz önünde bulundurarak gerçekleştirildi. Nehir, fiziksel ve manevi unsurlarıyla bölünmez bir bütün olarak tanımlandı. Ayrıca, nehrin çıkarlarını korumak amacıyla iki kişiden oluşan bir temsil mekanizması kuruldu.
Dünyada bu tür düzenlemelerin sayısı artarken, Bolivya, Meksika, Arjantin, Brezilya gibi ülkelerde de doğanın haklarıyla ilgili yasalar kabul edildi. Bu durum, doğanın korunmasına yönelik küresel bir bilinçlenmenin işareti olarak değerlendiriliyor.
Türkiye'de Durum
Türkiye'de ise doğanın hakları konusunda atılan adımlar oldukça sınırlı. 2011 yılında Yeşiller Partisi tarafından başlatılan Ekolojik Anayasa Girişimi, doğanın haklarının anayasal düzeyde ele alınması gerektiğini savunuyor. Ancak bu girişim, çeşitli engellerle karşılaştı.
2014 yılında Türkiye Barolar Birliği, doğanın hakları üzerine bir kurultay düzenleyerek, doğanın korunması için hukuki düzenlemelerin gerekliliğini vurguladı. 2023 yılında ise yazar Nihat Özdal, Fırat Nehri'ne tüzel kişilik tanınması için TBMM'ye dilekçe verdi fakat yanıt alamadı. Bu durum, Türkiye'de doğanın haklarının hukuki bir temele oturtulması konusunun hâlâ tartışmalı olduğunu gösteriyor.
Sonuç olarak, Ekvador ve Yeni Zelanda'nın doğaya tanıdığı hukuki haklar, çevresel adaletin sağlanması için önemli bir adım olarak öne çıkarken, Türkiye'de bu konuda atılmış adımların yetersizliği dikkat çekiyor.




