Yazar, İstanbul'da yaşanan doğal afetleri, özellikle şiddetli yağmurların neden olduğu su baskınlarını ve toprak kaymalarını ele alarak, bu olayların aslında insan kaynaklı sorunlar olduğunu vurguluyor. Doğal afetlerin, insanların uyguladığı yanlış politikaların bir sonucu olarak ortaya çıktığını belirtiyor. Bu durum, İstanbul'un dere yataklarının betonla kaplanması ve imara açılması gibi insan hatalarından kaynaklanıyor.
İnsan Kaynaklı Sorunlar
Yazar, doğal afetlerin sadece doğanın bir sonucu olarak görülmesini eleştiriyor. Şiddetli yağmurlar dışında, yaşanan her şeyin insan eliyle gerçekleştiğini ifade ediyor. İnsanların doğaya karşı düşmanca politikalar uyguladığını ve bu politikaların doğayı tahrip ettiğini savunuyor. Ayrıca, geçmişte yaşanan felaketlerden ders alınmadığını ve bu durumun sürdüğünü belirtiyor.
Sorumluluk ve Hesap Verme
Yazar, İstanbul'da yaşanan yıkımlardan sonra sorumluların hesap vermemesi üzerinde duruyor. Bu durumun, insanları daha da çaresiz bıraktığını ifade ediyor. Yanlış politikaların ve imar rantının, insanları nasıl etkilediğini açıklıyor. Doğanın yasakladığı alanların imara açılması ve bunun sonucunda doğanın tahrip edilmesi, yazarın eleştirilerinin merkezinde yer alıyor.
Doğa ve İnsan
Yazar, doğanın acımasız olmadığını, aksine insanların kendi hırsları ve çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini vurguluyor. Doğanın yasalarını hiçe sayarak yapılan uygulamaların sonuçlarının felaket olduğunu ifade ediyor. İnsanların doğayı kandıramayacağını, doğanın kendi yasaları doğrultusunda işlediğini belirtiyor. Bu bağlamda, doğanın insana karşı bir düşman olmadığını, insanın kendi yarattığı sorunlarla yüzleşmesi gerektiğini dile getiriyor.




