Siyaset

Avrupa'nın Yeni Sağı: Kimler Şekillendiriyor ve Neden?

Avrupa'nın Yeni Sağı: Kimler Şekillendiriyor ve Neden?

MİLLİYET.COM.TR / ÖZEL - Avrupa'da artan göçmen ve mülteci sayısı, toplumda ciddi endişelere yol açarken, aşırı sağ partiler bu durumdan siyasi fırsatlar yaratmayı başarıyor. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde %43,8 oy almasının kendileri için büyük bir şok olduğunu ifade etti. 2021 yılına göre oylarını iki katına çıkaran AfD, Merz’in liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinin %17,2 ile ikinci sıraya düşmesine neden oldu. Merz ise, bu durumu CDU'nun tarihi bir yenilgisi olarak nitelendirirken, köklü reformlar gerektiğini belirtti. Görevini bırakmayı düşünüp düşünmediğine dair sorulara ise, “Vazgeçmek benim için bir seçenek değil.” yanıtını verdi.

Avrupa'da Aşırı Sağın Yükselişi

Almanya'daki bu durum, Avrupa genelinde aşırı sağ ve popülist partilerin yükselişinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Canan Tercan, Milliyet.com.tr'ye verdiği demeçte, Avrupa'daki aşırı sağın klasik anlamda bir aşırı sağ olmadığını; merkez sağa kayan bir popülist hareket olduğunu belirtti. Geleneksel aşırı sağın ideolojisi, antisemitizm ve ulusçuluk gibi unsurlar etrafında şekillenirken, günümüzdeki Avrupa sağı bu unsurların tam tersine bir profil çiziyor ve göç ile İslam'a yönelik söylemler geliştirmekte.

Yeni Düşman: İslam Karşıtlığı

Aşırı sağın yükselişinde belirleyici olan unsurlardan biri, İslam karşıtlığıdır. Bu söylem, güvenlik tehditleri üzerinden toplumda bir kenetlenme yaratırken, siyasi partilere de oy kazandırıyor. Korku, umut ve öfke gibi duyguların toplumları harekete geçirdiğini vurgulayan Tercan, aşırı sağ partilerin bu duyguları mobilizasyon aracı olarak kullandıklarını ifade etti. Ancak bu durum, klasik aşırı sağın temel temalarından çok, popülist bir söylemle şekillenen yeni bir sağ hareketin doğuşunu işaret ediyor.

Avrupa ve İsrail İlişkisi

İsrail’in Avrupa'daki sağ partilerle olan ilişkisi, karşılıklı bir meşruiyet kazanma sürecine dönüşmüş durumda. Aşırı sağ partiler, uluslararası destek alarak kendi iç politikalarını güçlendirirken, İsrail de bu partiler aracılığıyla Avrupa'da meşruiyet kazanıyor. Böylece, Avrupa'daki yeni sağ, göç, İslam karşıtlığı ve güvenlik söylemleri etrafında şekillenen bir siyasi ekosistem oluşturuyor. Bu durum, Avrupa'daki sağın yalnızca iç dinamiklerle değil, aynı zamanda küresel ölçekteki ilişkilerle de şekillendiğini gösteriyor. Sonuç olarak, Avrupa’daki sağın yükselişi, aşırı sağın yeniden yapılandırılması olarak değerlendirilmelidir.
Haberin kaynağını görüntüle