Güvenlik kaynakları, 2026'nın ilk yarısında küresel aşırı sağ faaliyetlerine dair vaka temelli veri setini kamuoyuyla paylaştı. Yapılan analizler, Batı dünyasında aşırı sağ kaynaklı şiddetin nicel boyutunun yanı sıra örgütsel yapı ve radikalleşme süreçlerinde önemli değişimlerin yaşandığını ortaya koyuyor.
Aşırı Sağın Yeni Stratejileri
Veri seti, propaganda üretiminden fiili şiddet eylemlerine kadar uzanan gelişmeleri izleyerek, aşırı sağ tehditlerinin yalnızca söylemsel düzlemde kalmadığını, aynı zamanda operasyonel bir boyut kazandığını gösteriyor. Çalışma, 30 ülkede toplam 255 aşırı sağ vakasını inceleyerek, bu eylemlerin coğrafi dağılımını, türlerini ve ideolojik motiflerini sınıflandırdı.
Eylem Türleri ve Dağılım
Araştırma sonuçlarına göre, 255 vakanın büyük çoğunluğu ABD, Avrupa, Hindistan ve Avustralya'da gözlemleniyor. Aşırı sağ eylemlerinin yalnızca %14,5'i doğrudan ağır şiddet eylemleri ve girişimlerinden oluşurken, %85,5'lik kısmı söylemsel, sembolik ve seferber edici eylemleri kapsıyor. Miting, basın açıklaması ve yürüyüşler gibi etkinlikler 81 vaka ile %31,8 oranını oluştururken, grafiti ve bildiri gibi eylemler 77 vaka ile %30,2'ye ulaşıyor.
İdeolojik Motiflerin Etkisi
Eylem motifleri incelendiğinde, ırksal/etnik temelli eylemlerin 76 vaka ile en büyük kategoriyi oluşturduğu görülüyor. Diğer kategoriler arasında göçmen ve yabancı karşıtlığı 62 vaka (%24,4), İslam karşıtlığı 41 vaka (%16), yönetim ve sistem karşıtlığı 31 vaka (%12,2) ve Yahudi karşıtlığı 28 vaka (%11) yer alıyor. Bu veriler, aşırı sağ hareketlerin ideolojik motiflerinin iç içe geçtiğini ve birbirini dışlamadığını gösteriyor.
Dijitalleşen Aşırı Sağ
Son yıllarda radikal sağ aşırıcılık, görünür liderlik ve örgütsel yapıdan, merkezsiz ve dijital alt kültür etkisiyle yaygınlaşan bir ekosisteme evrildi. Bu dönüşüm, aşırı sağ grupların faaliyetlerinin büyük ölçüde dijital alana kaymasına ve radikal söylemlerin toplumsal kabul görmesine yol açıyor. Geleneksel neo-Nazi çevrelerden çevrim içi topluluklara uzanan bu yapılar, artık yalnızca kolluk kuvvetlerinin bir sorunu değil, aynı zamanda demokratik kurumlar ve kamuoyu için ortak bir mücadele alanı haline gelmiştir.




