Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, olayın aydınlatılması açısından önemli bir delil niteliği taşıyan cep telefonunun kaybolduğu belirlendi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, başka bir suçtan tutuklu bulunan Alihan Kuriş’in annesi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ile kardeşi Hilmi Tuna Kuriş hakkında, telefonu yok ettikleri iddiasıyla "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan dava açtı. İki şüpheli için 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.
Soruşturmanın Gelişimi
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu, Denizolgun'un vefatına ilişkin iddialar üzerine başlatılan soruşturmayı sürdürüyor. Yeni elde edilen deliller doğrultusunda, Denizolgun'un tutuklanan özel doktoru N.D. hakkında "yalan tanıklık" suçlamasıyla, Adli Tıp Kurumu görevlileri İ.Ç, Ç.K. ve S.Ç. hakkında ise "belgede sahtecilik" suçlamasıyla ayrı ayrı kamu davası açılması kararlaştırıldı. Bu üç Adli Tıp Kurumu görevlisi için 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Olayın Arka Planı
Denizolgun, 7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz’daki çiftliğinde ölü olarak bulunmuştu. Ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada, olay yerinden alınan cep telefonunda parmak izi incelemesi yapılmış ve cihaz daha sonra Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmişti. İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesi, Denizolgun’a ait tereke eşyalarının Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş’e teslim edilmesine karar vermişti. İddianameye göre, telefon da dahil olmak üzere eşyaları Kuriş’in avukatı A.Ç. çuval içerisinde teslim almıştı.
Telefonun Akıbeti
Tanık olarak ifade veren avukat, çuvalın içeriğini kontrol etmediğini ve Hilmi Tuna Kuriş’in yönlendirmesiyle eşyaları Kısıklı’daki eve götürdüğünü belirtmiştir. Telefonun durumu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen başka bir soruşturma kapsamında Hilmi Tuna Kuriş’in evinde yapılan aramayla yeniden gündeme geldi. Denizolgun’a ait telefonun IMEI bilgileri ve fotoğrafları, aramada el konulan cihazlar arasında bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne gönderildi. Ancak 30 Eylül 2026 tarihli tutanakta, söz konusu telefonun ele geçirilemediği kaydedildi. İddianamede, Hilmi Tuna Kuriş’in telefonu kendisinin aldığını kabul ettiği, Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş’in ise tereke eşyalarıyla ilgilenmediğini savunduğu ifade edildi. Başsavcılık, telefonun kendisine teslim edilmesine karar verilen Ayşe Gülderen Kuriş’in cihazın muhafazasından da sorumlu olduğu değerlendirmesinde bulundu.




