Ali Asker Gönülcan, 8 Temmuz 1984 tarihinde Manisa'daki eğitim birliğine katılarak askerlik görevine başladı. Acemi eğitimini tamamladıktan sonra 26 Ekim 1984'te İstanbul'daki usta birliğine teslim oldu. Askerlik hizmeti sırasında rahatsızlanarak GATA Haydarpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edilen Gönülcan, 23 Aralık 1985 tarihinde burada hayatını kaybetti.
Gönülcan’ın eşi, 2024 yılında eşinin vazife malulü sayılması için Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) başvurdu fakat bu talep zımnen reddedildi. Bunun üzerine, Gönülcan’ın eşi, işlemin iptali için Ankara 18. İdare Mahkemesi’nde dava açtı. SGK, davanın reddini talep ederek, Gönülcan’ın ölümünün askerlik görevinin neden ve etkisiyle meydana gelmediğini savundu.
Yerel mahkeme, Gönülcan’ın vefatının askerlik hizmetinin neden ve etkisinden kaynaklandığına dair yeterli bilgi veya belge olmadığını belirterek davayı reddetti. Ancak, Gönülcan ailesinin avukatı İsmail Kılıç, bu karara itiraz ederek istinaf başvurusunda bulundu. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi, davanın yeniden değerlendirilmesi için yerel mahkemenin kararını kaldırdı.
İstinaf mahkemesi, Gönülcan’ın askerlik görevi sırasında vefat ettiğini kabul ederek, ölüm kaydına ilişkin belgelerin tutulmasının devlete ait olduğunu vurguladı. Avukat Kılıç, bu kararın devletin yükümlülüklerini yerine getirmediği durumlarda hak sahiplerinin aleyhine yorum yapılamayacağı anlamına geldiğini ifade etti. Gönülcan’ın askerlik görevi sırasında hayatını kaybetmesi nedeniyle ailesine düşen ispat yükünün devlete ait olduğunu belirtti.




