Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), Türkiye'de LGBTİ+ bireylere ve hak savunucularına yönelik baskı ve hedefli saldırıları kınayan bir karar tasarısını kabul etti. Strasbourg'da 1 Ekim tarihinde yapılan acil oturumda, tasarıya 38 parlamenter kabul oyu verirken, 11 parlamenter ret oyu kullandı. Oylamaya toplam 50 üye katıldı.
Kararın Gerekçesi
İngiliz parlamenter Sam Rushworth tarafından hazırlanan rapor, AKPM Eşitlik ve Ayrımcılık Yapmama Komisyonu tarafından sunuldu. Bu rapor, Meclis Bürosu tarafından 28 Eylül'de alınan acil görüşme kararı üzerine gündeme alındı. Kararda, 12 Eylül'den bu yana Türkiye'nin 15 ilinde LGBTİ+ bireylere, aktivistlere ve LGBTİ+ örgütlerine yönelik gözaltı, ev baskınları ve dijital kısıtlamalar yaşandığına dikkat çekildi.
Aile İddiası ve Haklar
AKPM, bu operasyonların giderek daha örgütlü bir kampanyaya dönüştüğünden endişe duyduğunu belirtti. Kararda, "ailenin korunması" söyleminin kullanıldığı operasyonlara da vurgu yapıldı. Meclis, geleneksel aile değerlerini koruma iddiasının haklara yönelik orantısız kısıtlamaları meşrulaştıramayacağını ifade etti. LGBTİ+ bireylerin ve hak savunucularının maruz kaldığı baskının, ailelerin korunmasının tam tersi bir durum olduğu belirtildi.
Türkiye'ye Yönelik Çağrılar
AKPM, Türkiye'ye insan hakları ve LGBTİ+ haklarını koruma çalışmalarında tutulan kişilerin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Ayrıca, ifade, toplantı ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasını, LGBTİ+ bireylere yönelik baskı ve şiddetin sona erdirilmesini talep etti. Gözaltındaki bireylerin avukata erişiminin güvence altına alınması ve LGBTİ+ etkinliklerine yönelik yasakların kaldırılması da Türkiye'ye yapılan çağrılar arasında yer aldı.
Türkiye'deki Durum
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, AKPM'deki konuşmasında Türkiye'deki baskıları ve gözaltıları eleştirdi. Çelenk, 12 Eylül'den bu yana 15 ilde LGBTİ+ bireylerin, aktivistlerin ve hak savunucularının gözaltına alındığını belirtti. Konuşmasında, Türkiye'nin geçmişteki barış süreçlerine vurgu yaparak, yeni bir baskı dalgasının yaşanmasını eleştirdi. Diğer milletvekilleri ise operasyonların suç iddiaları kapsamında yürütüldüğünü savunarak, LGBTİ+ kimliğinin bu süreçte hedef alınmadığını öne sürdü.
AKPM'nin kabul ettiği karar, Türkiye'nin insan hakları, temel özgürlükler ve hukukun üstünlüğü konusundaki yükümlülüklerini hatırlatırken, LGBTİ+ bireylerin haklarının korunması yönünde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.




