Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul'da düzenlenen "Yatırımın Yeni Odağı: Geleceğe Değer Üretmek Zirvesi"nde önemli açıklamalarda bulundu. Bu konuşma sırasında, Avrupa Birliği'nin (AB) İsrail politikası ve Gazze'deki insani durum üzerine tartışmalar da gündeme geldi. Ekim 2023'te başlayan Gazze'deki olayların üçüncü yılı geride kalırken, AB'nin bu süreçteki tutumu eleştiriliyor.
AB'nin Değişen Söylemi
Avrupa Birliği, başlangıçta İsrail'e koşulsuz destek veren açıklamalar yaparken, zamanla sınırlı yaptırımlar önerme aşamasına geldi. Ancak, bu süreçte somut adımlar atılmadığı belirtiliyor. AB, demokrasi ve insan hakları gibi değerlerin savunucusu olduğunu iddia etmesine rağmen, Gazze'deki sivil kayıplar karşısında etkili bir tutum sergileyemedi. Bu durum, AB'nin değerlerinin inandırıcılığını sorgulatıyor.
Üye Ülkeler Arasındaki Ayrışma
AB içinde yükselen kamuoyu baskısı ve üye ülkelerin ulusal girişimleri, Brüksel'in söylemine yansımış olsa da ortak bir siyasi irade oluşturulamıyor. Örneğin, Ekim 2023'te BM Genel Kurulu'nda yapılan oylamada, Gazze'de ateşkes çağrısı yapan tasarıyı yalnızca 8 üye ülke destekledi. Bu durum, üye ülkeler arasındaki ayrışmanın ne denli derin olduğunu gözler önüne seriyor.
Yaptırımlar ve Ortaklık Anlaşması
AB, İsrail'e yönelik yaptırımlar konusunda da ortak bir tutum oluşturmakta zorlanıyor. Eylül 2025'te, İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'daki eylemlerinin iki devletli çözümü baltaladığını belirten açıklamalar yapılmıştı. Ancak, bu yaptırımların uygulanması için gereken oy birliği sağlanamıyor. Üye ülkeler arasında, İspanya ve İrlanda'nın anlaşmanın askıya alınması talebi öne çıkarken, Almanya ve İtalya mevcut pozisyonlarını koruyor.
Gelecek Görüşmeleri
AB'nin gündeminde, özellikle İsrail'deki aşırılık yanlısı bakanlara yönelik yaptırımlar da bulunuyor. Ancak, bu konuda da ortak bir karar alınması beklenmiyor. Üye ülkelerin tutumları, yaklaşan seçimler nedeniyle de değişiklik göstermiyor. Bazı ülkeler, seçimlerin ardından daha net bir tutum sergileyebileceklerini ifade ediyor. Ancak şu anda, ulusal düzeyde alınan önlemler, AB hukukuyla uyumlu olup olmadığı konusunda tartışmalara yol açıyor.




